Gökcek Diyet
Fitik asit (Phytin asit)Gökçek Diyet: Bir araştırmadan gönülü olarak katılan bir grup insan yemeleri için kek verildi ve 15 defa çiğnemeleri söylendi ve aynı kişilere tekrar keke verildi ve bu defa 40 defa çiğnemeleri söylendi.40 defa çiğnediklerinde % 12 daha az kalori aldıkları izlendi.Sakız çiğnemenin yemek çiğnemekle ilgisi ve faydası yoktur.Harbinli Doktorlar 16 orta kilolu ve 14 şişman üzerinde yaptıkları araştırmalarda obez olanlarla normal kiloda olanların aynı hızla lokmaları çiğnedikler, fakat obezlerin lokmaları daha çabuk yutukları tesbit edilmiştir.İlim adamlarının yaptığı araştırmalarda çok çiğneyerek beslenelerin beyininde tokluk hissi uyandıran ghrelin hormonun erken salğıladığını ve hızlı yemek yiyenlerde tokluk hissi veren hormon yerine açlık hissi veren grelinin harmonu çok yavaş azaldığı gözlenmiştir.Bundan anlaşılması gerekende çok çiğneyince kişi bir tabak yemek yiyince doyuyorsa hızlı yemek yediğinde 4 tabak yemekte ancak doyabilir.Kişi fazla yemek yiyince sindirim organlar, böbrekler, damarlar, lenf sistemi yanki kısaca bütün organlarda cüruf oranı çoğalır.Artan cürufu atmak zorlaştıkca hastalıklarda ağırlaşır.Basit bir örnek verecek olursak Muftakata bulaşık yıkamanız gerekiyor, bulaşıkları yıkamadan önce bulaşık artıklarını çöpe dökmeniz gerekir, aksi taktirde iri yiyecek artıkları gideri tıkar.Kişi hızlı yemek yerse proteinler küçük molekülü aminoasitlere dönüşeceğine küçük proteinlere dönüşür, metabolik değişimler sırasında çok artık madde ortaya çıkar.Bu da vücutta curufun yoğunlaşması demektir.Eskiden köyde Taş değirmen vardı, değirmen takriben 800-1000 kg olup tepsi gibi yuvarlak ve ortasında 15-20 cm çapında bir deli var ve bu deliğe yukarıdaki hazneden bir oluk vasıtası ile yavaş yavaş az miktarda buğday akar ve buğday un haline gelir.Şayet değirmene olması gerek den fazla buğday akarsa un yerine elinize küspe geçer.İşte doğru çiğnenmeyen besinde sindirim sisteminde büyük felaketlere sebep olur.Aynı şekilde kahve değirmeninde misk cevizi (küçük hindistan cevizi) öğütmeye kalkarsanız, değirmeni kırarsınız.Çiğneme den yutulan besinler mide başta olmak üzere diğer organlara zarar verir.Hücre merkezlerinde bulunan mitokondirininleri soba veya mini atomsentraline benzetebiliriz.Sobaya kalitesiz kömürü doldurursanız duman içinde kalırsınız ve aşırı artık madde (kül, duman, is) ortaya çıkar.Çiğnenmeyen besinlerde kalitesiz kömür gibi hücreler, hücre araları, bağ dokuları ve bütün organlarda artık madde (curuf) yoğunlaşmasına sebep olur.Curuflu ortamda ise bakteri, virüs ve mantarlar çok kolay çoğalır ve bağışıklık sistemi zayıflar, kişi önce halsiz, dermansız, yorgun olur ve aşırı uyur sonra ise birçok hastalığa yakalanır.
Fitik asit (Phytin asit) Kalsiyum, Magnesiyum, Demir ve Çinko ile bağ oluşturur ve merkezsinde fosfor bulunur.Bu minerallerin çözülüp emilebilmesi ancak ve ancak bağırsaklarda ki faydalı bakterilerden laktobasilus bakterilerinin devreye girmesi ile mümkündür.Yanlış beslenme ve aşırı kimyasal ilaç kullanmakla laktobasilus (laktik asit bakterileri) azalırsa mantarlar çoğalır mantarlar glikozu toksik maddeye dönüştürür.Fitik asidi çözen Fitaz enzimini geviş getirmeyen canlılarda bulunmadığından tahıl tüketmek insanlar için sağlıklı değil asla tahıl tüketmeyin diye bazıları kampanya başlatmışlardır.Son yapılan araştırmalarda kişi yediği lokmayı çok çiğnediğinde fitik asit diğer proteinlerden çözülür ve serbest kalır, fakat yinede sindirilmez.Ancak ve ancak bağırsaklarda ki faydalı bakteriler (laksik asit bakterileri) fitik asidi çözmek için fitaz üretirlerse fitik aside bağlı olan mineraller çözülerek bağırsaklardan emilir (absorbe edilir) hale gelir.Fakat kişi aşırı antibiyotik kullanmışsa ve aşırı tatlı tüketiyorsa faydalı bakteriler azalır ve zararlı bakteri ve mantarlar çoğalır ve bunların üretmiş olduğu toksik maddeler (zehirli gazlar ve zehirli alkoller) bağırsakları yakar.
1.) Bağırsaklarda bu nedenle çok yoğun bir yağ tabakası oluşur ve bu yağ tabakası nedeniyle ince bağırsak yeterince enzim (diaminooksidaz) salğılıyamaz.Bu enzim (diaminooksidaz) azalırsa histamin oranı yükselir.Histamin oranın yükselmesi ise kişide polen alerjisi, besin alerjisi, kurdeşen, alerjik astım, akne, sedef, ekzem, romatizma, kolit, ibs, vb. rahatsızlıkları tetikler.
2.) Faydalı bakterilerin azalması zararlı mantarların çoğalması nedeniyle proteinler amino asitlere dönüşürken artık madde olarak ortaya çıkan homosistin (homocystin) LDL-Kolesterolunu tetikler.Tetiklenene LDL-Kolesterolunu bağışıklık sistemi mikrop gibi alığılar ve makrofaj bu oksitlenmiş LDL-Kolesterolunu giyerek balon gibi şişer ve patlar, ortaya sümüksü süngerimsi yapışkan bir madde çıkar.Buna cüruf denir ve bu cüruf damarlar başta olmak üzere bütün organlarda yağlanma daralma ve sertleşmelere sebep olur.Bu durum kişide ani beyin kanaması, kalp krizi, karaciğer yağlanaamsı, böbrek yetmezliği, lenf bezlerinin şişmesi, pankreasın yağlanması nedeniyle diabet, cinsel organlarda yağlanma nedeniyle cinsel yetersizlik gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar.
TÜKRÜK (Tükürük): Çene altı, dil altı ve kulak altı tükrük bezeleri günde yaklaşık olarak 1500 ml tükürüğü ağız içine salgılamaktadır.Tükrük içinde su, bikarbonat, potasyum, sodyum, klor, kalsiyum, glikoprotein ve ptiyalin (tükürük amilazı) bulunmaktadır. Ptiyalin tükrük bezelerince sagılanana ptiytalin bir enzim olup besinlerin çiğnenmesi sırasında nişastayı ve diğer büyük karbonhidratlı molekülleri daha basit disakkaritlere parçalar.. Glikoprotein (Müsin) ağız içindeki besinlerin kayganlaşmasını sağlar ve tükürük ağız içini sürekli olarak nemli tutar.Tükrük besinlerin içindeki bazı molekülleri çözerek, bunların tadının alması dil üzerinde ki papiler sayesinde olur.Tükrük yutma işlemini kolaylaştırdığı gibi dil ve dudakların hareketlerini serbestleştirerek, konuşmayı da kolaylaştırır. Tükrük dişleri ve ağız içini sürekli yıkayarak, bunların temiz kalmasını sağlar.Tükürüğün pH’ı değeri ortalama 7′dir. pH’sı 7 olan tükürük, kalsiyum ile doymuştur. Bu nedenle dişler, tükürüğe doğru kalsiyum kaybetmezler. Fakat tükürük pH’ı asitli faza kaydığında, kalsiyum bakımından doymuşluğu azalır. Bu durumda dişler tükürüğe doğru kalsiyum kaybederler.Bu nedenle peynir, çay, kahve, kola, tatlı yiyecek ve içecekler asidoza sebep olur ve dişlere ve kemiklere zarar verirler.Tükürük salgısı merkezi sinir sisteminin kontrolu altındadır.Ne kadar çok çiğnerseniz o kadar sindirirsiniz ve sağlıklı olursunuz.Çok yavaş yemek yemeli böylece dilcik çevresin de bir kas oluşur ve besinler tam öğütülmeden bu kas tarafından bırakılmaz.Dilcik etrafında zaten kas var, bu kas hızlı yemek yiyenlerde çok gevşek olduğundan bir fonksiyonu yoktur, çok çiğneyen ve yavaş yiyenlerde bu kas baraj gibi bir bent oluşturur ve besinler sıvı bir hal almadan yutulmasını engeller.Kişi 40 gün yavaş yemek yer ve çok çiğnerse bu kas tekrar güçlenir.Ne kadar az çiğnerseniz vücudunuz o kadar cürufla dolar ve buda mikropların çoğalması için ideal bir bataklık (cüruf yığını) demektir.Cüruf ve asidoz dan kurtulmak için Gökçek iksir, Gökçek aloeverajel, enfeksiyon çayı ve Gökçek Diyet gerekir.
DİYET: Evet ben diyete pek inanmıyordum, çünkü birçok yöntemi denememe ragmen 6-7 kg veriyodum ve sonra yeniden aynı kiloya ulaşıyordum. Yani kendi üzerimde yaptığım deneylerde bir netice elde edemedim. Bu nedenlede diyet yapmayı artık hiç düşünmüyordum. Takii Hasan beyin kayını ABD’den bir profösürün özel bir reçetesi ile 130 kg’dan 87 kg’a düştüğünü duydum ve orjinal reçeteyi öğrendim. Bu reçetenin 1000 yıllık eski bir Türk Reçetesi olduÄŸunu bendeki dosyada görünce ÅŸaşırdım. Ben bu reçeteyi yıllardır biliyordum ama kulamayı pek düşünmemiÅŸtim, çünkü diÄŸer reçetelerden netice alamayınca artık bu kadar deney yeter diye bunu denemekten vazgeçmiÅŸtim. Åžimdi bu reçeteyi yeniden ADB’li profösür tedavide kulanınca yeniden ele aldım. Diyet reçetesini geliÅŸtirdim ve daha etkili bir forma geldi. Bu reçetenin ismi Gökçek Diyet’dir ve ilaç deÄŸildir. Yıllarca çeÅŸitli diyet yöntemlerini kendi üzerimde denedim. Bu nedenle Gökçek Diyeti 6 ay gibi kısa bir sürede geliÅŸtirmem mümkün oldu.Kilosunu, yaşını ve boyunu sorduÄŸum bayana kilolusunuz dedim. O da sizde kilolusunuz önce siz zayıflayın bakalım söylediÄŸiniz gibi kolaymı dedi. DoÄŸrusu bayana hak verdim. Daha önce et, peynir ve yumurta gibi hayvansal besinleri ve siyah çay, kahve, kola ve fanata gibi asidoza sebep olan içecekleri bırakmıştım, fakat bir tülü zayıflıyamıyordum. Yaptığım araÅŸtırmalarda niÅŸastalı besinlerin ÅŸeker dönüştüğü ve ÅŸekerin ise vücutta yaÄŸa dönüşerek depolandığını görünce niÅŸastalı ürünleride bıraktım. Ekmeksiz doyduÄŸumu hisetmezdim ekmeÄŸi bıraktım(Kepekli ekmek yenebilir çok çiÄŸnemek ÅŸartı ile). Yani bu yiyecek ve içecekler olmadan yaşıyamam zannerdim yaÅŸandığını gördüm. Çok sebze ve az meyve yiyorum ve Gökçek İksiri alıyorum vede 15 günde 12 kg verdim, yani 15 sene sonra ilk dea 80 kg’ın altına indim. Gökçek Diyetin 1. haftası oldukca zordur ve 2. hafta’da biraz zor geçer ve 3. hafta vücut alışır ve çok az yemekle doyulduÄŸu görülür. Bir zamanlar etsiz yemek olduÄŸunda protosto eder ve yemek yemezdim. AkÅŸamaları çay içmezsem başım aÄŸrırdı. Åžimdi hepsini terk ettim, demek ki istenince oluyormuÅŸ.
Sebze; Mineral, vitamin, enzim ve diğer lifli maddelerle birleşik olduğundan hemen şeker dönüşmez. Bu nedenle bağırsak mantarları sebze ve meyvelerdeki şekerlerden istifade edemezler. Bağırsak mantarları tahıl ve bakliyattaki, özeliklede un mamülerindeki nişasta hemen çözülerek şeker dönüşür. Artı saf şeker içeren tatlı, çikolata vs yiyecekler, kola ve fanta gibi içeceklerdeki saf şeker mantarların ana besinidir. Bu nedenle 6-7 hafta sebze çok yenebilir, fakat meyve aşırı yenmemelidir. Balık ve meyve kilo yapmaz görüşü de yanlış bunu bizzat yaşadım. Fazla balık vede meyve de kiloya sebep olabiliyor. Un mamülerinideki nişasta çok kısa sürede şerkere dönüşür ve buda metabolik değişimlerle yağa çevrilerek vücut ta depolanırken, sebzelerdeki karbonhidratın şeker dönüşmesi zaman alır, çünlü karbonhidratlar vitamin, mineral, enzim ve ptoteinlarla bileşik olarak bulunur. Bu nedenle aşırı sebze yenebilir, fakat aşırı meyve yemek iyi değildir, çünkü meyve yüksek oranda şeker içerir ve buda kilo yapar.
Lenf sistemi: Lenf sistemi kan dolaşımı gibi doku ve hücrelerdeki artık maddeleri toplar, fakat lenf sisteminin bu trasport iÅŸlemi oldukca farklıdır. Kan dolaşımı atar ve toplar damarlardan oluÅŸurken, lenf sistemi tek yönlü yol gibi sadece toplama iÅŸlemi yapar. Hücreler arasında kalan artık maddeleri lenf sistemi alarak ana lenf damarına (kanalına) ulaÅŸtırır, bu kanalda artık maddeleri (curuf) toplar damarlara verir.Lenf sistemine beyaz kan dolaşımıda denir. Lenf ssiteminin % 85′i bağırsaklardadır. Åžehirlerin çöpünü belediye toplar, vücuddaki artı maddeleri (curuf) ise lenf sistemi hem toplar hemde miktopların yayılmasını önlemek için lenfositleri üretir. Kirlenen vücudu temizlemek için mutlaka Gökçek İksir, Gökçek Lenf çayı kulanmak ve diyet yapmak gerekir.
BAÄžIRSAKLAR: Sindirim salğılarının kalitesinin düşmesi nedeniyle hayvansal besinler sindirilmez ve kalın bağırsaÄŸa ulÅŸan besin artıkları kokuÅŸur ve buradaki zararlı (patalojik) bakterilerin azmasına (çoÄŸalmasına) sebep olur. Böylece 6-7 hafta sebze ve meyve yiyerek faydalı bakterilerin artması vede zararlı bakterilerin yok olmasını saÄŸlanır, çok çiÄŸnemek yavaÅŸ yemek ÅŸartı ile diÄŸer besinlerden az yenebilir.Tabii Gökçek İksir ve Gökçek Tonik’i kulanmaka gerekir, tedavi sürecini hızlandırmak ve kalıcı iyileÅŸmeyi saÄŸlamak için. Bağırsak florası ancak ve ancak böyle optimal seviyeye ulaşır. Bağırsaklar 350 metrekare ve 100 katirilyon bakteri vardır ve bunlar saÄŸlıklı bir bağırsakta % 99′u faydalı bakterilerdir.Ne kadar kimyasal ilaç, özeliklede antibiyotik kulanılırsa bağırsak florası o kadar bozulur. Hastalıkların % 90′ı bağırsaklardaki bağırsak florasının bozulması, % 5′ mide rahatszılıkları vede % 5′ diÄŸer organlardaki problemlerden kaynaklanır. Gastirt ve ülseri tonik ile tedavi etmek mümkündür, fakat bağırsak florasının tedavi edilmesi ancak ve ancak doÄŸru beslenme ile mümkündür. Bağırsak mantarları sülük gibi bağırsak mukazasına yapışır ve dışarı atılamaz. Ben 17 sene alerji nedeniyle testler yaptırdım, mantar yok dendi, fakat belitileri bunu gösteriyordu. GeniÅŸ yazı aÅŸağıdadır.
AkÅŸama yemeÄŸi: Neden akÅŸam saat 18′den sonra ağır yemekler yememeli, çünkü mide 18′de sonra çalışmasını minimuma (en düşük tempo) indirir. Ve böylece tam sindirilmeyen besinler bağırsaklara geçer ve oradada gerekli sindirim olmaz ve absorbe edilen besleyici meddeler tam hazmedilmemiÅŸ olduÄŸundan yanarak enerjiye dönüşürken aşırı curuf (artık madde) oluÅŸur ve bu curuf (artık madde) vücudun zayıf noktalarına depolanır. Böylece kilo vermek imkansız olur vede kiÅŸi sürekli kilo alır. Mide sabah saat 3′de çalışmaya baÅŸlar ve saat 7′de en yüksek çalışma temposuna ulaşır. Saat 13′e doÄŸru çalışmasını yavaÅŸlatır ve 18′den sonra çalışmasını minimuma indirir. Bağırsaklar saat 7′de normal çalışmaya baÅŸlar ve saat 13′de çalışma temposu maksimuma eriÅŸir ve saat 18′ye doÄŸru temposunu azaltır vede saat 22′a doÄŸru minimum derecede çalışır. Bu nedenle geç saatlerde yenen besinler hazmedilmez ve büyük problem yaratır. NiÅŸastalı besinler (ekmek, makarna, baliyat, tahıl vb) akÅŸam geç saatlerde yenirse tam sindirilmez ve niÅŸasta ÅŸekere dönüşür, ÅŸekerde yaÄŸa dönüştürülerek vücutta depolanır. Yani ha hayvansal ağır besinler, ha niÅŸastalı besinler her ikiside kilo yapar. Bu nedenle akÅŸam yemeÄŸi yerine yoÄŸurt, meyve, sebze yenmesi veya sebze çorbası içilmesi doÄŸru olur.
Almanlar akÅŸam yemeÄŸi yemezler: Almanların akÅŸam yemeÄŸi yememesi benim çok tuhafıma gidiyordu. Almanlar akÅŸamları bir dilim ekmek, sebze çorbası veya bir meyve veya bir kase yoÄŸurtla idare ederler. Bunu ben 30 yıl önce anlamamıştım, ama araÅŸtırdığımda bunun bir Osmanlı tarzı beslenme olduÄŸunu gördüm. Atalarımız hep sünnete uymuÅŸ ve Atlas’dan (Fas) Alaska’ya kadar at koÅŸturmuÅŸ. Nasıl at koÅŸturmuÅŸ saÄŸlıklı beslendiÄŸi ve saÄŸlıklı yaÅŸadığından, yani sünnete uyduÄŸundan. Ne zaman sünnet’ten uzaklaÅŸmış o zaman hantallaÅŸmış beyin ve bileÄŸi çalışmaz olmuÅŸ ve küçülmüş küçülmüş vede küçülmüşüz. Artık büyümenin zamanı gelmiÅŸtir. Bu nedenle doÄŸru beslenelim ve kafamızda bilÄŸimizde çalışsın. Ben 26 yaşına kadar 57 kg geliyordum, sonra evlenince (1983) 67 kg’a, iki aylik askerlikten sonra (1989) 77 kg’a, 2000 yılında 87 kg’a ve 2003′de 90 kg’a çıktım.
Yanlış Beslenme: Neden bu kadar kilo aldım, tabii çok yanlış ve ağır beslenme nedeniyle. Tanıdıklarımdan 35-40 yaÅŸlarındaki bazı insanaların kalp ve kandolaşımı problemi, damarların yaÄŸlanması (arterioskleroz) ve aşırı kilolar’dan öbür dünyaya göçmeye baÅŸladılar ve bu beni korkutu. Bu nedenle bir çok diyet yöntemi uyguladıysamda pek baÅŸarılı olmadım. Bende et, peynir ve yumurtayı bıraktım vede siyah çay kahve, kola ve fanta içmemeye baÅŸladım. Vede akÅŸamları fıstık ve antep fıstığı yemeyi bıtaktım. AkÅŸamları ise hayvansal besinler, hamurlu ve bakliyatgiller gibi ağır yiyecekler yerine çok az meyve, salata veya yoÄŸut yedim veya sebze çorbası içtim. Ve bana ait olan Gökçek Diyetini geliÅŸtirdim ve iki hafta Gökçek Diyet ve Gökçek Kan çayı içtim vede 6 kg (06.12.06) verdim. Gökçek Diyetvücudun metabolik deÄŸiÅŸimlerini tetikler, yani arıtır ve aşırı yaÄŸlar yanarak erir ve böylece fazla kilolar atılır. ÅžiÅŸmanlık baÅŸta nefes darlığı, kolesterol, damar sertliÄŸi, kalp krizi, beyin kanaması, yüksek tansiyon, allerji, sindirim rahatsızlıkları, görme ve duyma anormalikleri, cinsel yetersizlik vb.. gibi rahatsızlıkların ana sebebidir.
Türk Misafirperverliği veya Türk İşkencesi: Aslında çok güzel örf, adet ve töre gibi görünsede bu abartı misfirperverlikten çıkıyor ve işkenceye dönüşüyor. Misafir gitiğiniz yerde veya size misafir geldğinde masanın üstü boş kalırsa ayıp olurmuş gibi, önce çay ve cerez, yemek vaktine karar zaman varsa kahvaltı gibi hafif aperatifler, yemekten sonra, tabii bu yemek zaten çok çeşitli ve ağır, evet yemekten sonra meyve ve meyveden sonra yine cerez, çay veya kahve faslı. Bütün bunlar normal olanıdır. Birde bazı misafirler ayağa kalkmadan yine açıktılar mı diye sorma ve ve hatta yatılıya gelen bazı misafirler yatmadan önce yine birşeyler atıştırıyorlar. Misafirlik misafirlik olmaktan çıkıyor, işkenceye dönüşlüyor ve bunu her ev sahibi yapamak zorunda, çünkü dedikodudan korkuyorlar. Bu kötü alışkanalık töre, adet veya misfirperverlik olamaz. Bu insanaları zehirlemektir. Bana kalırsa misafire yemek vermemek vermekten daha iyidir, misafirin ve tabii kendi sağlığınız için. Bir haftalığına Türkiyeye gidiyorum 6-7 kg alıp dönüyorum.Yemek, yemek, yemek evet her sırsata yemek yemek için şartlar oluşturmak. Bayanlar akşamaları kadınların altın günü vs diyerek toplanmaları ve yine yemek, çay, kahve, cerez ve meyve faslı devam ediyor. Erkekler saatlerce kahvede kagıt veya okey oynadıktan sonra evlerini hatırlıyorlar ve eve gelince geç saatlerde çok ağır yemekleri tıkabasa atıştırmalar ve hareket etmeden yatıyorlar. Özeliklede Almanyada Türk kadınlarını görünce korkumdan onlara yol veriyorum, çünkü yürürken bir çarpsalar maşallah uçarsın. Çoğu bayan evlendikten sonra birde 2-3 çocuk yapınca kendilerine hiç dikkat etmiyorlar ve sürekli hamurlu, peynirli ve etli yiyeceklerle obez (aşırı şişman) olup çıkıyorlar. Bu nednelede çok boşanmalar oluyor. Adam bakıyor rus, taylantlı veya alman kadınları çıta gibiler, sonrada boşanıyorlar. Almanyadaki kadın sığınma evlerindeki kadınların çoğu Türk ve Faslı nerdeyse almanlardan fazlalar. Evet birde çok kötü adetlerden biride cenazeye başsağlığına gidenler, karınlarını doyurmayı düşünüyorlar ve yemek yemeden ayrılmıyorlar, bu ne kötü bir alışkanlık. Millet kendi yasınamı yansın, yoksa gelen vatandaşa yemek hazırlamak için koşuştursun?
Kalori: Yılardır duyarız işte büroda çalışan şu kadar, inşaata çalışan şu kadar kalori alması gerek, şu besinden şu kadar bu besinden bu kadar denir ve bizde inanırız. Almanyaya yeni geldiğimde inşaat mühendisliğini okumak istedim ve bir yıl bir inşaat firmasında staj yaptım. Burada çalışan alamanlar benden büyük ve kilolu idi. Ve hatta biri vardı adam 2 metre boyunda ve 100 kg ağırlığında. Hep birlikte kahvaltıya çıkınca onlar küçük 50 gramlık bir sandeviç ve içinde incecik kağıt gibi bir dilim peynir veya salam yiyorlardı ve kahve içiyorlardı. Bense 5-6 sandevic, domates, biber, salatalık, zeytin ve peynir yiyordum. Bende Türkler arasında öyle çok yemek yiyen biri sayılmazdım. Almanlar bana bakıp bugün sizin bayramınız mı var diyorlardı. Yani adamalar öyle alışmışlarki bir dilim ekmekle yetiniyorlardı. Evet staj yaptığım o günlerden bu günler kadar tam 28 yıl geçti. Gökçek Diyet aldıktan ve ağır akşam yemeğini bıraktıktan sonra az yemekle yaşamanın mümkün olduğunu gördüm. Ağır akşam yemeğini bıraktıktan sonra akşamaları bir kase yoğurt veya bir meyve veya bir tabak salata yiyince veya bir kase çorba içince midem küçüldü ve artık fazla yemek yemeden aynı tempo ile çalışıyorum vede daha dinçim. İşte şu kadarlık kilo kalori şundan ve bu kadarlık kilo kalori bundan yiyeceksin demek hikaye. Sindirim sistemeleri iyi çalışan insan az yemekle yetinir, ama sindirim sistemilerinde problem olan kişi ne kadar yese doymaz.
Günde 5-6 öğün yeme hikayeside doÄŸru deÄŸildir. Bazı hastalara doktorlar az yemek yemeyi tavsiye edeceÄŸine, gün alınan 3 öğünün 5-6 öğüne yayılmasını tavsiye edilmektedirler. Evet günde 3 defa ağır yemek yemek tabii doÄŸru deÄŸil ve bunun yerine günlük 3 defa alınan öğünü, 5-6 öğüne yaymak iyi fikir gibi gözüksede iyi fikir deÄŸil. Günde 3 defa deÄŸil mümkünse 2,5 öğün almakatır, yani akÅŸam yemeÄŸi yerine yoÄŸurt, meyve, salata veya çorba gibi çok hafif bir menü iyi olur. Neden böyle bir beslenme gereklidir? Çünkü mide kahvaltıdan sonra bunun hazmetmek için 4-5 saat zamana ihtiyaç duyar ve öğle yemÄŸinden sonrada yine 4-5 saatlik bir zaman dilimine ihtiyaç vardır. Ve çok hafif bir akÅŸam öğününden sonra mümkünse birÅŸey yememek gerekir. Zira mide bu saaten sonra en minimum çalışma temposuna girer ve yenilen besinler hazmedilmez mide büyür ve sarkar. Mide: mide asidi (HCL) ve sodyumhidrojenkarbonat (NaHCaO3)’ı salğılar asidi direkt besinlerin hazmı için mide mukazasına gönderirken, sodyumhidrojenkarbonatı pakreasa nakleder. Bu asit ve bazın kaliteli salğılanabilmesi için öğünler arasında 4-5 saat gibi bir zaman dilimi gerekir vede arada birÅŸeyler atıştırmakta asit ve bazı kalitesinin düşmesine sebep olur. Asit ve bazın kalitesi düşünce besinlerin sindirilmsi problem olur. Bu nednele mümkünse günde 2 öğün en idealidir, ÅŸayet mümkün deÄŸilse 2,5 öğünde olabilir. Bu Alman tarzı beslenme gibi gözüksede deÄŸildir, çünkü bunlarda bu beslenmeyi Osmanlı’dan almış Osmanlı’da malum Kuran’a ve Peygamber Efendimizin sünnetine dayanayark bu beslenme tekniÄŸi geliÅŸtimiÅŸti. Eskiden beri İstanbul’da yaÅŸayanlar saÄŸlıklı beslenmeyi bilir. Avrupa hayranlığı ve bizden olmayan bujuvazinin Türk gibi deÄŸil Avrupalı gibi yaÅŸaması diÄŸer insanlarımızında bunlara özentisi nedeniyle milli deÄŸerlerimiz yok olmuÅŸtur. Mesala Atatürk’ün en sevdiÄŸi yemek kuru fasulye, bu gün hangi zengin kuru fasulye yerki.
(İbn-i Sina: Almanca yayınlanan tıp kitaplarda bile İbn-i Sinanın dünyanın gelmiÅŸ geçmiÅŸ en büyük hekimi olduÄŸu vurgulanır. Fakat Türk ve müslüman olduÄŸu gizlenmek için ona birde Avicenna ismini takmışlarki okuyanlar italyan sansınlar. İsviçreli Paracelsusu almanlar alman diye sahiplenirler. Paracelsus İbni Sinayı taklit etmiÅŸ ve bazı yöntemelerinide geliÅŸtirmiÅŸtir. Osmanlı Maturidilik’ten EÅŸariliÄŸe geçince Üniversitelerde pers ve arap üleması söz sahibi olmuÅŸ ve buda bizim sonumuzu getirmiÅŸtir. Çünkü Kahire, BaÄŸdat ve Kum’dan (Tahrana yakın bir ÅŸehir) gelen ülema islamı Türke göre deÄŸil araba ve farsa göre yorumlamış ve müsbet ilimler Medreseler’den kalkmıştır. Çöküşümüzün sebebini analayan ilk insan Atatürk olmuÅŸ ve yeniden MaturidiliÄŸe geçiÅŸi baÅŸlatmış, fakat yerine geçen çözmez, Türk milletini batının kulu kölesi yapmıştır. İbni Sina ilmi kaynağından yani Kuran’dan ve Sünneten aldığından en büyük hekimdir. Paracelsus’da büyüktür, çünkü ustası büyüktür. İbni Sina gibi büyük bir hekim varken Hippokrat adına yemin etmek hattadır, tabii batılılar bunu yapıyorlarya bizimde aynısı yapmamız gerek)
Gökçek Diyet ve Gökçek Kan çayı ile zayıfladık, peki bu diyeti bırakınca yeniden kilo alırmıyız? diye sorular soruluyor. Diyet diyince bir kaç ay dikkat edeceksin sonra yine istediÄŸin gibi yiyip içeceksin diye anlaşılıyor. Diyet ömür boyu sürecek bir beslenme ÅŸeklidir. Bir atasözü vardır: Kahvaltını Sultan gibi, öğle yemeÄŸini AÄŸa gibi ve akÅŸam yemeÄŸini dilenci gibi yap buyurmuÅŸtur. Bu ne demek sabah istediÄŸin gibi yiyebilirsin, öğle dikkat etmelisin ve akÅŸam ise çok az yemelisin, ayni ilaç alır gibi. İşte o zaman kilo almazsın. Sindirim sisteminin çalışma temposuna göre kiÅŸi beslenirse bir çok hastalıktan kurtulur vede kolay kolay hastanmaz, bağışıklık ssitemi en ideal ÅŸekilde çalışır. Sindirim organları ile bağışıklık sisteminin ne ilgisi var diyecek olursanız. Evet çok ilgisi var, çünkü bağışıklık sisteminin % 85′i bağırsakalarda faliyet gösterir. Bağırsakalarınız saÄŸlıklı ise vücudunuzda saÄŸlıklıdır. Bağırsaklarınızda problem varsa burası bataklık gibi sürekli mikrop üretir ve diÄŸer bir çok hastalığı tetikleyen merkez olur.
Gökçek Kan çayı: Hücreler, hücrearaları, dokular ve doku araları, organalar ve organ araları, eklemler vede özelikler baÄŸ dokularında oluÅŸan curufu atmada Gökçek Kan çayıda çok önmelidir. BaÄŸ dokularını temizler, kemikleri güçledirir, damarlara elastizite kazandırır, yani kireçlenmeyi (yaÄŸlanmayı ) önler. BilindiÄŸi gibi bir kiÅŸinin bünyesinin % 18′i baÄŸ dokularından oluÅŸur. Yani asında en büyük organ diyebiliriz. Fakat hepsi bir arada olmadığından her organ, doku, kemik, damar veya sinirin kendine has bir baÄŸ dokusu vardır. Bu nednele bazı baÄŸ dokuları oldukca sert iken, bazıları oldukca yumÅŸak ve elastik olabilir. Bu baÄŸ dokuları organları ve dokuları elastik tutmakla kalamaz orgara kanın giriÅŸ ve çıkışları vede artık maddelerin taşınmasıda bu baÄŸ dokuları aracılığı ile olur. BaÄŸdokularında curuf oluÅŸması demek buraya yerleÅŸen bakteri, virüs ve mantarların sürekli çoÄŸalması vede toksik madde üretmesi demektir. İşte Gökçek İksiri veya Gökçek Diyetin yaptığı bu temizlik hareketini Gökçek Kan çayı destekler ve tedavi sürecinin kısalmasını saÄŸlar.
Siyah çay ve kahvede bağırsak mukazasını kurutur, bu nedenle bağırsakalar vitemin, mineral, enzim, glukoz vb.., besleyici maddeyi deÄŸerlendiremez, çünkü besleyici maddeleri pompa gibi emerek alan visüler kanallar kurur ve görevini yapamaz. Kola ve fanta gibi içecekler aşırı oranda ÅŸeker içerir, bu ÅŸekerde bağırsak mantarlarının hızla çoÄŸalıp yayılmasına vede kemiklerin erimesine sebep olur. Beyaz un mamüleri (yani kepeksiz undan yapılan ekmek, makarna vs…,) ise mineral ve vitamin içermediÄŸinden bağırsak rahatszılıklarına vede vitamin yetersizliÄŸine sebep olur. Gökçek Diyet ismi ile satışa sunduÄŸumuz ürünümüz doÄŸal vede hiçbir yan tesiri yoktur.
DİL ÜZERİNDE TAT ALAN PAPİLLER: Dil üzerinde 5 çeşit tat alama alanları vardır ve bunlar acı, eşki, tatlı, tuzlu vede yağ tatı alma alanlarıdı. Bunlardan acı (mavi), eşki (yeşil), tuzlu (sarı ) ve tatlı (lila) tat alanlar hücreleri otomatik olarak aktiftir ve bu tatlarda olan besinleri aldığımızda hemen değerlendirme yaparlar ve besinin tadı konusunda bilgi sahibi oluruz. Fakat yağ tadını alan hücreler aktif değildir ve bu nedenle öreneğin zeytin yağlı yemek yediğnide özel ayrıca bir tat almazsınız bu tadı değerlendiren hücreler ancak ve ancak 40 gün süreyle zeytin yağını sade veya salata ile alırsanız aktif olur. Aksi halde aktif olmaz. 40 gün sonra zeytin yağlı besinler yiyince tamak tadına ulaşan kişi bu tür beslenmeden vaz geçmek istemez.Peynir, et ve mamüleride kişide bağımlılık yapar uzun süre peynir ve et yiyen kişi peynir, et ve et mamüllerini bırakamaz. Sağlık problemeleri nedeniyle bıraktı diyelim o zamanda doymaz ve kendini sürekli aç hisseder ve haliyle aşırı yemek yeme hissi doğar. Peynir, et ve et mamülleri mide ve bağırsakalarda en uzun süre kalan besinlerdir ve kişiyi tok tutar. Oysa meyveler 20-60 dakika ve sebzeler 30-120 dakika midede kalır. Buda kişinin erken açıkmasına ve yediği besinler nedeniyle doymamasına sebep olur. Bu nedenle diyet yapan kişiler diyeti bıraktıktan sonra daha çok yemek yerler ve daha kilolu olurlar. Sindirim organlarının alışık olduğu hazım süresi kısalınca, boşalan mide kişide açlık duygusunu uyarır. Et, peynir, yumurta ve mamüllerine alternatif olacak ve midede uzun süre kalacak ve kişinin açlık duygusunu giderecek bir besin gerekir.
Salata: Bu besinde zeyinyağıdır. Midede normal olarak 30-120 dakika kalan çoban salatasına zeytin yağı katlırsa bu süre midede 3-4 saate ve bağırsaklarda 8-10 saate kalır ve kişinde açlık duygusu uzun bir süre görükmez. Ayrıca zeytin yağı olmadan yenen domatesteki likopen isimli bir çeşit B-Vitamini çok çok az değerlendirilir. Zeytin yağı ile ise tamamı değerlendirilir. Bu diğer sebzeler içinde geçerlidir. Her türlü salataya zeytin yağı, sirke ve limon suyu katılmalıdır. Yemeğe başlamadan önce salata yenmeli, sonra çorba içilmeli ve sonrada diğer yemekler yenmelidir. Neden çünkü önce salata yenirse bağırsakları çalıştırılır, hareketlendirir, tembeliği önler, bağırsak içindeki artık maddeleri dışarı atılmasını sağlar. Yemekten önce salata yenmesi ile bağırsaklarda ishal, kabızlık ve tembelik gibi durumlar olmaz vede bağırsaklarda iltihaplı ve ülserli rahatsızlıklar olmaz.
Peynir: Halkarasında peynirin kalsiyum için çok çok önemli olduğu söylenir ve hatta doktorlar kemik erimesine karşı bol bol peynir yenmesini tavsiye ederler. Ve bol peynir yenince kemiklerdeki kalsiyum oranının artacağı idddea edilir. Et ve peynir yiyince Hücrelerdeki metabolik değişimler sırasında aşırı asit oluşur, bu asidi atmak için aşırı kalsiyuma ihtiyaç duyulur. Ve böylece aşırı asitle birlikte kalsiyumda dışarı atılır. Yani peynir yiyince kalsiyum alınır ama alınandan çok daha fazlası, peynirin sebep olduğu asitlenme nedeniyle dışarı atılır. Vücudumuzdaki asit-baz dengesinin sürekli dengede olması gerekir asidin aşırı artması demek komaya girmek demektir ve sonu ölümdür, bu nedenle küçük beyin oksijen alımını yavaşlatır. Fakat asla peynir yenmemelidir.Peynir asala yenememelidir, çünkü iltihaplanmaya sebep olur. Peynirle ilgili üçüncü önemli tehlike ise Tyramin isimli bir madde içerir ve bu madde normal olarak monoaminooksidaz tarafından yok edilir. Depresyon ilaçıları Tranylcypromin içerir ve bu maddede monoaminooksidazı frenler. Böylece Peynirin içinde olan Tyramin vücutta yoğunlaşır ve buda yüksek tansiyona neden olur. Depresyon ilaçı alan hastaların bu nedenle kesinlike peynir yememeleri gerekir. Bu tyamin suçuk salam gibi besin maddelerindede bulunur. (NH 10.2000.6)
Oksijenin azalması yorÄŸunluk, haksizlik, dermansızlık, güçsüzlük gibi problemlerin ortaya çıkması demektir. Vücudumuzdaki asit-baz dengesi sürekli dengede tutulur. ADB’de yapılan bir araÅŸtırmada hayvansal besinalanların idrarında yüksek oranda asit ve kalsiyum tesbit edilmiÅŸtir. Osteoporoz’un (kemik erimesi) sebebi kalsiyum yetersizlıği deÄŸil kalsiyum kayıbı olduÄŸu anlaşılmıştır. Bu nedenlede hayvansal besin alanların idrarında yüksek oranda asit ve kalsiyum tesbit edilmiÅŸ ve sebze ve meyve yiyenlerde ise daha az kalsiyum kayıbı olduÄŸu görülmüştür. Böylece peynir yersen kemiklerin saÄŸlamlaşır masalı sona ermiÅŸtir. (Wolfgang Spiller, Ehk. 10.2002.713)
Et, Peynir ve mamülleri sebep olduÄŸu ikinci önmeli tehlike ise vücutta iltihaplanamaya sebep olmasıdır. Et ve Peynir kan ve dokularda asitlenmeye sebep olur ve asitli ortamada immün sistemi faliyetini azaltırken, çünkü yeterince oksijen alamazlar vede bakteri, virüs ve mantarlar daha hızklı çoÄŸalmaya baÅŸlar. Kanın PH-deÄŸeri 7,4′dür ve bunun sürekli korunması gerekir. Et, Peynir ve etmamüleri vücudumuzdaki H+ (hidrojen) ve C+ (karbon) iyonlarının yükselmesine neden olur. Bunu nötüleÅŸtirmek için O2- (oksijen) iyonları gerekir ve O2- iyonlari ile birlikte H2CO3 (karbonikasit) ortaya çıkar. Buda H2O (su) idraryoları ile CO2 (karbondioksit) nefesyolları ile dışarı atılır. Et Peynir ve etmamülleri H2CO3?nin aşırı yükselmesine sebep, buda kanın asitlenmesi demekdir ve bu büyük tehlikedir. Asitlenmeyi durdurmak için küçük beyin akçiÄŸere O2- alımını yavaÅŸlatmayı emreder, O2-alımının yavaÅŸlaması ile birlikte beslenemeyen hücreler nedeniyle kiÅŸi hemen yorulur, dermansızlaşır ve güçsüzleÅŸir..
Et yemeklerinin hazırlanışıda çok önmelidir. Ekide et yemekleri genelikle sulu yemekler iken, bugün et yemekleri genelikle döner veya kebap şeklinde direk ateşte bişirilen etler oksitlenmekte ve oksitlenen et mide ve bağırsakalra zarar vermektedir. Bu nedenle eski usul haşlamalı etli yemekler daha az zararlıdır. Oksitlene etli yemekler ve peynir aşırı asitlenmeye sebep olur. Uyumakla yorğunluk geçmez, günde 10 saat uyusanız yine kendinizi yorğun hissedersiniz, çünkü et ve peynir vücuttaki asiti aşırı yükseltir ve bu asidin nötürleştirilerek asit-baz dengesinin normala dönmesi çok zaman alır. Ve oksijen asidi nötürleştirmek için harcandığından yorğunluk, halsizlik ve dermansızlık uzun sürer. Özeliklede akşamları et ve peynir yenirse bir gün sonra yorğunluktan kendinize gelmeniz çok zaman alır. Bu nedenle en fazla haftada iki gün et ve mamüleri yenmelidir.
Et: Yüksek tansiyon asıl nedeni aşırı hayvansal besin özeliklede et ve et manüleri tüketme sonucu bağırsaklarda ortaya çıkan ?Metihionin? aminoasidinin B6,B12- vitaminleri tarafindan elimine edilememesi neticesinde ortaya çıkan ?Homocystein?dır. Homocystein LDL-Kolesterolunu (zararlı Kolesterol) oksitlemesi sonucu. LDL-Kolesterolu makrofajlar (bakterileri yiyerk yok eden savunma hücreleri) tarafindan yabanci madde (zararli bakteri veya virus) diye alğılanmasına sebep olur. Makrofaj LDL-Kolesterolunu yiyerek yok etmeye çalışır ve böylece süngerimsi artık maddeler oluşur ve bunlarda damarların iç yüzeyine yığılarak damar sertliğine neden olurlar. Damar sertliği başta beyin kanaması, kalp krizi ve kalın bağırsak kanseri gibi çeşitli hastalıklara sebep olur.
Beyaz Un: Karbonhidratlı besinlerde saÄŸlığa zararlıdır vede ÅŸiÅŸmanlığa neden olurlar. Burada yaÄŸlı besinleri anladıkta karbonhidratlı besinler neden ÅŸiÅŸmanlığa sebep oluyor diye bir soru akla gelebilir. Karbonhidratlı besinler deyince lifli (sebzeler meyveler) besinler deÄŸil, niÅŸastalı besinleri özeliklede kepeksiz un’dan yapılan yiyecekleri kastetmeteyiz. NiÅŸasta bir polisakkarid olup bağırsaklarda disakkaride ve kanda glükoza dönüştürülür. İnsan vücudu gulkozu yaÄŸa çevirebilmektedir, bunlarsa ekmek, makarna, ÅŸeker, tatlılar ve diÄŸer tahıl ürünlerininde oldukca bol vardır. Son zamanlarda sabahları çorba yerine börek, çörek, pasta yemek çok moda ve modern oldu. Sabah sabah yenen bu besinler mide ve bağırsakları yorar ve bağırsakların hareketlerini sınırlar. Çorba hoÅŸunuza gitmiyorsa meyve veya sebze yiyin ama asla börek, çörek gibi ağır yiyeceker sabahları iyi deÄŸildir. Kanda fazladan bulunan gulukoz ileride kulanılmak için yaÄŸa dönüştürülerek depolanır. Bu nedenle et, peynir ve yumurta gibi hayvansal besin yemeyenlerden de ÅŸiÅŸman olurlar ve hatta hamurlu yiyeceleri çok sevenler, bakiliyat ve tahıl ürünleri daha ÅŸiÅŸman yapar, çünkü hayvansal besinler aynı zamanda proteinda içerirken niÅŸastalı besinler hemen hemen yok denecek kadar protein içerirler.
Protein ve yağın ayrışması zaman alır ve böylece pankreasa zamn kazandırılır, yeterince insulin salğılaması için. Kepekli ekmekteki nişastanının şeker dönüşmesi zaman alır çünkü vitaminler, minerller ve lifli maddelerin ayrışması gerek. Bu nedenle kepekli ekmek yiyenlerin şeker hastalığına yakalanma ve şişmanlama rizki beyaz ekmek yiyenler göre daha azdır. Akşamaları yenen hamurlu yiyecekler, bakliyet ve tahıl ürünleri tam sindirilmediğinden sindirim problemelerine sebep olur. Bu nedenle akşamları sebze, meyve ve yoğurt gibi hafif yiyecekelr tercih edilmelidir. Almanyaya geldiğimde Almanların sulu sıcak akşama yemediklerini gördüm ve şaşırdım, fakat ardan geçen zaman içinde çok doğru beslendiklerini gödüm. Gerçi bunlardan önce bizim Osmanlı akşmaları asla ağır yemek yememiş. Yani almanalardan biz bir şey alıyoruz ama aslında o aldığımız değerin aslıda biz aittir.
Beyaz Şeker: Şekerin kulanılması ise çok yenidir. Şekerin doğalı, yani birleşiminde vitamin mineral ve enzim içerdiğinden zararı pek yoktur. Örenğin eskiden kulanılan Turhal şekeri veya esmer şeker normaldir. Eskiden tatlandırıcı olarak bal ve pekmez kulanılırdı. Şeker pancarından elde edilen şeker ilk zamanlar doğal iken sürekli yeni metotların geliştirilmesi ile şimdi beyaz şeker hiç vitamin mineral, enzim ve amino asit içermez ve en önemli kısmı hayvan yemi yapımında kulanılır. Buda kandaki şekerin aniden yükelmesine sebep olur, çünkü vitamin, mineral, enzim, ve amino asit içermediğinden hızlı geçiş olur. Şeker kanda yükselirken bu şekeri hücreye taşıyacak olan insulini yeterince salğılanaması nedeniyle zamanla şeker hastalığı ortaya çıkabilir.
Bu nedenle doğal şeker kulanılmalıdır. Dünyada en sağlıksız beslenen millet malesef Türk Milletidir. 84 milletten insanın çalıştığı havaalanında bir firmada çalışıyorum. Asyalılar pirinç, deniz ürünleri, sebze ve meyve, Avrupalılar patates, laahna, meyve, sebze ve hayvansal ürünler, Afrikalılar sebze, meyve, tahıl ağrılılı beslenirken. Dünyada sadece Türklerin varlıklı olanları hastalık derecesinde hayvansal besinlerden: et, peynir, yumurta ve kepeksiz un mamülleri (kepeksiz unda mineral, vitamin, enzim bulunmaz ve kişinin bağırsaklarına yapışır, geniş bilgi için buğdaya bak) vede alkol, fanta ve kola türketiyorlar.
Buda bile bile ölüme koÅŸmaktır. Avrupadaki Türkler özelikle çok saÄŸlıksız besleniyor ve sürekli hayvansal besin tüketiyorlar. Türk Milletinin geleceÄŸi bu gidiÅŸle pek parlak deÄŸil. Osmanılı yani dedelerimiz akÅŸamları hayvansal besin yemezlerdi ve en fazla haftada 2 defa et yerlerdi, çok yüksek bir beslenme kültürüne sahiptiler. Hiç et yememekte iyi deÄŸil çünkü et hücre yenilenmesinde çok önmeli rol oynar. Yani sünnette uyarlardı. İslam’dan uzaklaÅŸan bizler, batıya yaklaÅŸtıkca ilkeleÅŸtik.
Almanyada alkol nedeniyle kısırlaşma 50 yıl öncesine göre % 50 armıştır ve Almanyada 100 yakın sperm bankası var. Yani çocuk sahibi olmak isteyen tanımadığı bir erkeğin sperması ile hamile kalıyor. Bizde koskoca devlet adamlar sanki çok üyük bir marifetmiş gibi her vesilede ellerinde bir kadeh tokuştur babam tokuştur. Bu devlet adamları bizim bilmediğimiz gizli güçleremi hizmet ediyorlar. Ben 28 senedir Almanyadayım devlet adamları mümkün oldukca kadehlerle ve sigara ile medyanın önüne çıkmamaya çalışırlar, yani kötü örenk olmazlar.
1-) İsmail bey bana gelerek doktorunun bağırsaklarının aşırı yaÄŸlandığını ve kolesterolunun yükseldiÄŸini doktorunun et ve et mamülleri yememesini söylediÄŸini söyledi. Ve bende mucizevi bir ilaç istedi. Bende ona mucize yok et, peynir, yumurta ve mamüllerini yemiyeceksin ve Gökçek İksiri kulanacaksın dedim. Bana et’ten vazgeçemem, atın ölümü arpadan olsun dedi. Ve İsmail bey 6 ay sonra 41 öldü ve geride 4 gözü yaÅŸlı çocuk bıraktı.
2-) Hakan beyle ne zaman konuşsam yemeden içmeden bahsediyor ve şurada piknik yapalım, şuranın kuzusu iyi buranın tavuğu iyi diyordu. Yani vatandaşla sağlıklı bir konuşma mümkün değildi. Oda bizim konuşmamızdan rahatsız oluyor ve siizn işinizde vatan, millet, sakarya diyordu. Ve bu tanıdık 44 yaşında kalp krizinden öldü ve geride üç çocuk bıraktı.
3-) Selami beyle ne zaman sohbet etsek yaptığı seyahatlerden ve yediği yemeklerden, özeliklede etli yemeklerden bahsediyordu. Beyin kanaması geçirdi, beyin amaliyatından sonra 3 ay hastanede kaldı ve 1 yılda çalışamadı, şimdi halla sağlıklı sayılmaz ve arada bir yine istirahatte ayrılıyor.
4-) Hasan abi boğazına pek düşkün bir insan oda hayvansal besinlerden, sucuk, salam ve peyniri çok seviyor. Kalp krizi geçirdi, baypas oldu. Aylarca hasatanede kaldı şimdide eski sağlığına kavuşmadığından arada bir işe gidiyor ve çoğunlukla istirahatte.
5-) Mehmet Efendi 40 yaşında ve aktif spor yapan bir şahıstı ama kalp krizinden vefat etti, sebebi aşırı hayvansal besin. Allah rahmet etsin
İçecekler: Beslenme deyince akla genelikle yiyecekler gelir oysa içeceklerde çok çok önemlidir, çünkü içecekler bütün sindirim sistemini altüst edebilir. Siyah çaydan uzun süre ve aşırı miktarda içilirse bağırsakları kurutur ve sindirimini bozar geniş bilgi için çaya bak. Kahvede aynı şekilde uzun süre ve aşırı miktarda içildiğinde başta gastrit olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olabilir geniş bilgi için kahveye bak.
Asitli içecekler (Cola, Fanta) ise kanın ve dokuları asit-baz dengesini bozarak asidoza sebep olur vede içerdikler asırı miktardakı şeker nedeniyle kemikleri erıtırve sindirimi zayıflatırla (Geniş bilgi için kola ve asidosa bak).Doktorlarin çoğu çok su içilmesini tavsiye ederler, oysa fazla su içilince böbrekler vücuttaki fazla sıvıyı atmak için böbrek hücrelerindeki (nefro, nephron) tübüler kanaları genişler ve idrarla birlikte aşır miktarda vitamin, mineral, glukoz ve protein gibi önemli maddelerde dışarı atılır.
Azalan bu madderini yeniden temini için mide hücreleri (sensorlar, sensory) beyine açlık duygusunu uyarıcı sinyaller gönderir. Böylece kişi aşırı yemek yemeye başlar, aşırı yemek yiyen kişide sağlıklı sindirim olmadığından vücudunda aşırı miktarda cüruf (besi madderinin parçalanarak molekülere ayrılması sonucu ortaza çıkan artık maddeler) meydana gelir. Cürufun atılması kişide aşırı yorğunluk, dermansızlık ve bitkinliğe sebep olur. Yani çok içmek çok yemeğe ve çok yemekde çok uyumaya sebep olur, neticede kişide dermansızlık, halsizlik ve bitkinlik hasıl olur. Tabiki özelikle yaz aylarında hararete karşı fazla su içilmesi gerekir, günde 2-3 litre saf ve sade su gerekebilir. Asitli sularda zararlıdır, çünkü vücudun asit-baz denğesini bozar.
Gökçek Diyet Kuralları kişinin zayıf, normal ve obez olamasına göre 3 çeşit diyet yöntemi vardır.
1-) Kilolu olup zayıflamak isteyenlerin uyması gereken kurallar: Gökçek Diyet Kuralları 1
2-) Kilosundan memun olup ta vücudnundaki curuf ve toksik maddeleri atmak isteyenlerin uyması gereken kurallar: Gökçek Diyet Kuralları2
3-) Aşırı zayıf olanların dikkat etmesi gereken kurallar: Gökçek Diyet Kuralları3
Gökçek Diyet Kuralları 1: Kilolu ve hastalıklı kiÅŸilerin dikkat etmesi gereken kurallar. Obez ve hastalıklı kiÅŸilerde genelikle mide ve bağırsak problemleri olur. Bağırsaklar besinlerdeki mineral, vitamin ve enzimleri deÄŸerlendiremediÄŸinde kiÅŸi sürekli fazla yemek zorunda kalır ve kilo alır vede hastalıklar sürekli çoÄŸalır azalmaz. Bu tür rahatsızlıklar’da Gökçek İksir ve Gökçek Tonik kullanmaları gerekir.
1-) Peynir asla yenememeli, çünkü asidoza sebep olur. Asidozu nötürleştirmk için aşırı mineraller harcanır ve curuf oluşur ve vücudun zayıf noktasına depolanır. Her kişinin bünyesinde değşik noktalarında zayıf dokular vardır. Bu nedenle curuf kişiden kişiye değişik noktalarda yoğunlaşır ve bu curuf içine mikroplar yerleşerek toksik maddeler üretirler. Curuf nedeniyle kişide vitemin, minerla, enzim ve protein eksikliği oluşur ve bağışıklık sistemi zayıfladığından mikroplar azar, çünkü curuf içindeki mikroplara bağışıklık sistemi etki edemez.
2-) Et ve et mamüleri de aisoza sebep olur, özeliklede et artıklarından yapılan ve aşırı kimyasal katkı maddeleri içeren sucuk, salamve sosis iyi deÄŸildir, diyet süresince hayvansal ürün yememek gerek. Diyet’ten sonrada sade ve temiz et haftada bir defa yenebilir.
3-) Bakliyat, tahil ve özelikle un mamüleri (ekmek, makarna, mantı, pasta, çikolata vs) hemen hemen nişastadan oluşur, yani nişasta polisakkarid demektir. Poli sakkarid parçalandığında disakkarid ortaya çıkar ve disakkarid de parçalanınca Glikoz ortaya çıkar. Glikoz bildiğimiz şekerdir. Kandaki fazla şeker yağa dönüştürülerek depolanır. Yani ha et yemeşsiniz ha ekmek her ikiside yağalanmaya şişmanlığa sebep olur.Çok çiğnemek şartı ile doğal besinler (kepekli ekmek doğal pirinç) yenebilir.
4-) AkÅŸam altıdan sonra yenen yemek sindirilmez, midede ve bağırsaklarda uzun süre kalır mide ve bağırsaklar geniÅŸler,sarkar vede deforme olur.. Mide ve bağırsaklar çalışma temposunu bu saat’ten sonra minimum seviyeye indirir. Bu nedenle mecbur kalırsanız yoÄŸurt veya meyve yiyebilirsiniz.
5-) Salataya mutlaka zeytinyağı, sirke ve limonsuyu katımlalıdır ve meyveler yemekten önce yenmeli, böylece bağırsakların peristalik harelketi forma girer. Kabızlık, ishal ve hazımsızlık görülmez. Zeytin yağı katılmadan yenen salata kısa sürede mide ve bağırsakalarda kalır ve dışarı atılır, zeytin yağlı sakata uzun süre mide ve bağırsakalarda kalır ve kişiye doymuşluk hissi verir. Et ve peynir yiyenler bu nedenle kendilerini domyamış hissederler.
6-) ÇOK ÇİĞNEMEK YARI SİNDİRMEKTİR, AZ ÇİĞNEMEK HASTALIKLARA DAVETİYE ÇIKARMAKTIR.Çok yavaÅŸ yemek yemeli böylece dilcik çevresin de bir kas oluÅŸur ve besinler tam hazemdilmeden bu kas tarafından bırakılmaz, artı besinlere ağız tükrüğün’den yeterince Ptiyalin enzim ismi ile anılan enzim karışır ve buda besinlerdeki mineral ve vitaminlerin deÄŸerlendirilmesinde rol oynar.
7-) Siyah çay ve kahve bağırsakları kurutur ve mideyi tahriÅŸeder. Bu nedenle çok kolay gastrite yakalanma rizikosu ve bağırsaklar’da da kuruma nedeniyle pompa gibi çalışan vilüs kanaları foksiyonlarını yerine getiremez ve kiÅŸide vitamin, mineral ve enzim yetersizliÄŸi görülür.
8-) Tatlılar özeliklede kola ve fanta gibi içeceklerde aşırı ÅŸeker bulunması nedeniyle bağırsaklar’da mantarlar azar. Mantarlar zehirli alkoller, zehirli gazlar ve biyojen aminler (örenÄŸin histamin) üretir ve bu da allerji, kemik erimesi, deri hastalıkları sindirim rahatszılıkları, depresyon vs gibi hastalıklara sebep olurlar.
9-) Yani bol sebze ve az meyve yerseniz hızlı zayıflarsınız, hızlı zayıflama sırasında deri, kas ve dokulardaki curuf atılmaz. Bu nedenle zayıflayan kiÅŸinin güzelÄŸi bozulur ve çirkinleÅŸir. Tanıdğım bir bayan çok kısa sürede zayıflamıştı fakat çok çirkinleÅŸmiÅŸti derileri, kasları sarkmış güzü buruÅŸmuÅŸtu. Ben arkadaşın hanımını böyle görünce adeta hayalet görmüş gibi oldum. Bir Alman bayan ise yine hızlı zayıflamış kol-, baldır ve karın kasları aşırı sarkmıştı, sarkık kısmları amaliyatla aldılar, fakat yinede çirkinleÅŸmesini önleyemediler. YaÄŸlar erirken aynı zamanda curufun da erimesi için Gökçek İksir kulanmak ÅŸarttır, yoksa zayıflayacağım diye çirkinleÅŸebilirsiniz. Bu nendele zayıflarken yaÄŸlar erir ve curfu erimezse kiÅŸide çirkinleÅŸme olur. Gökçek İKSİRİ ile hem vücudunuzun dirençi düşmez, hemde zayıflarken çirkinleÅŸme ve sarkma gibi problemler olmaz, çünkü vücudumuzun çöpcüsü olan lenf sistemini çalıştırır. Çöpcü çöpü toplarsa vücut’ta curuf problemi olmaz. Diyetten sonra yine eski beslenme tarzına dönülmemeli, diyet iki günlük iÅŸ deÄŸildir, hayat boyu dikkat edilmesiz gereken bir yaÅŸam kuralıdır.
Gökçek Diyet Kuralları 2:
Kilosun’dan memun olupta vücudun’daki curuf ve toksik maddeler’den arınamk isteyenler için uygun bir yöntemdir, bunun için Gökçek İksir artı Gökçek Kan çayı uygun olur.
1-) Sade temiz et haftada 1-2 defa yenebilir. Sucuk,salam ve sosis et artıkları ve kimyasal katkı maddeleri içerdiğinden iyi değildir.
2-) Peynir asla yemememlidir çünkü asitlenemeye sebep olur ve asit iltihapları azdırır.
3-) Siyah çay ve kahve bağırsakları kurutur, ileride mineral, vitamin ve enzim yetersizliği demektir.
4-) Aşırı tatlı yemek ve özeliklede kola, fanta gibi aşırı şekerli içecekler bağırsak mantarlarını azdırır ve kemik erimesine sebep olur.
Gökçek Diyet Kuralları 3:
Aşırı zayıflık nedneniyle halsiz dermansız ve halsiz olanların genelikle mide ve bağırsak problemleri vardır, bunuda Gökçek İksiri artı Gökçek İştah çayı ile tedavi etmek mümkündür.
1-) Asla peynir yenmemeli asidoza sebep olur.
2-) Sade ve temiz et yene bilir, sucuk, salam ve sosis iyi deÄŸildir.
3-) Siyah çay, kahve bağırskaları kurutur iyi değildir.
4-) Aşırı tatlı yiyecekler ve kola fanta gibi içecekler bağırsak mantarını azdırı ve kemik erimesine sebep olur.
Gökçek Diyet: DS, SL, MY, AK ve KK gibi şifalı bitkilerden oluşur. Gökçek Diyet curuf çözücü ve bağışıklı sistemini güçlendiricidir. Bu dört bitki DS, SL, MY, AK ve KK antiviral (virüsleri öldürücü, yokedici), antibakteril (bakterileri öldürücü) ve antimikotik (mantarları öldürücü, yokedici) özeliklere sahip bir şifalı bitkilerdir. Bu şifalı bitkilerin ortak özeliği kolesterol, lipid ve trigliserid gibi yağları eritici vücudu temizleyici ve zayıflatıcı özeliklere sahiptir. Gökçek Diyet diğer diyet ürünlerinden farklı olarak doğal ve yanetkisi yoktur. Kişi uzun süre alabilir, herhangi bir problem olmaz. Gökçek Diyetinin bir çok özeliği Gökçek İksire benzer, farkı zayıflatıcı olmasıdır.
Gökçek Diyet: Bizim diyet şeklimiz diğerlerinden farklıdır. Gökçek Diyete Peynir asla yenmemelidir, çünkü asitlenmeye sebep olur. Asidoz nedeniylede vücuttaki mineraller asidi nötürleştirmek için kulanıldığından kişide mineral yetersizliği görülür. Tabiiki mireralyetersizliği kişde bir çok problemin ortaya çıkmasına sebep olur. Ve bunların başında asidi nötürleştirmek için harcanana oksijen kişide dermansızlık, halsizlik ve yorğunluğa sebep olur. Aşırı kalsiyum harcandığından kemik erimesine sebep olur. Bu nedenle peynir asla yenmemelidir. Et ve et mamüleride peynir kadar olmasada asidoza sebep olur bu nedenle haftada en çok 2 defa et ve et mamülü yenmelidir. (Hastaların 5-6 ay et ve et mamüleri yememeleri gerekir, vücuttaki asidin atılabililmesi için)
Aşırı Kilolar: Sevil hanım hamilelikten önce 55 kg geliyordu. DoÄŸumdan sonra 85 kg’a çıkmıştı. Bir çok diyet metodu denemesine raÄŸmen bir netice elde edememiÅŸti. Bana yardımcı olup olmıyacağımı sordu. Bende ona Gökçek Diyetle birlikte beslenmesinide deÄŸiÅŸtirirse baÅŸarılı olabileceÄŸini söyledim. AkÅŸamları saat 18′den sonra et, peynir, yumurta, ekmek, tatlı, bakliyatgiler ve hamurlu yiyecekler yememesini ve bu saat’ten sonra sebze, meyve veya yoÄŸurt yemesini ve günde 3 defa 30 ml Gökçek Diyet almasını söyledim. Sevil hanım Gökçek Diyet ve Gökçek Kan çayı artı doÄŸru beslenme ile 3 ay sonra 30 kg vererek eski kilosuna yeniden kavuÅŸtu. DoÄŸru beslenemek ÅŸartı ile kısa sürede zayıflamak mümkündür ve aynı kiloda kalmak içinde doÄŸu beslenemye devam etmek gerek. Diyetle bir kaç ayda zayıflarsınız, fakat beslenmenizi deÄŸiÅŸtirmezseniz yeniden kilo alabilirsiniz.
Yiyecekler: Imami Buhari:
1-) “Sofradan ekmek eksik etmemek gerekir” buyurmuÅŸtur ve Peygamber efendimizde elenmiÅŸ undan yapılan ekmeÄŸi yememiÅŸtir. Kepekli undan yapılan ekmek ise B1, B2, B3, E-Vitaminleri ve ß-Karotin (Provitamin A) vitaminleri ile, bakır, mangen, magnesiyum, fosfat, demir ve çinko içerir. Lifli besineler (kepekli un, keten, yulaf ezmesi (yulafa bak), meyve ve sebze) safra asidini kendine baÄŸlar ve böylece safra dışkı ile dışarı atılır. Eksilen safrayı karşılamak için kandaki kolesterol karaciÄŸere taşınır ve safra asidi yapımında kulanılır. Böylece kanadaki kolesterol azalır. Lifli besinler kalın bağırsakalrda bakteriler tarafından küçük zincirli yaÄŸasitlerine bölünür. Bu küçük zincirli yaÄŸasitleri (asetat, propionat ve butirat) kolesterolun oluÅŸmasını önle. Buda kolesterolun kandaki seviyesini düşürürür. Kandaki yağın azalması ve sertliÄŸin önlenmesi ile hücrelere gerekli olan besleyici maddeler taşınır ve böylece kiÅŸinin enerjisi artar ve saÄŸlığına kavuÅŸur. Oysa günümüzde beyaz undan yapılan ekmek ve makarnada ne vitaminler nede minaraller mevcuttur. O halde Türkler avitaminoz (vitaminyetersizligi) ve mineralyetersizligi ve proteinyetersizligi çeken bir milletir (geniÅŸ bilgi buÄŸdaya bak). Almanyada 272 çeÅŸit ekmektürü üretilmektedir ve bunun büyük çoÄŸulÄŸunuda kepekli ekmekler oluÅŸturur. O halde kepekliun mamuleri özeliklede kepekli ekmek yemek ÅŸartır.
Hz. Ali:
2-) “Kim 40 gün et yemez ise ahlakı kötüleÅŸir (huysuz olur), kim de hiç ara vermeden 40 gün et yerse kalbi kararır” buyurmuÅŸtur. Neden derseniz kolesterolu hayvansal besinlerden alırız. Birçok hormonun anamaddesini kolesterol oluÅŸturur ve bu kolesterolün azalması kiÅŸide hormon denÄŸelerinin bozulmasına neden olur vede aşırı et yiyincede kiÅŸide dermansızlık, halsizlik, yaÄŸlanma, damartsertliÄŸi vb. rahatsizliklara ortaya çıkar. (genis bilgi için Hastalıklarda Bağırsakflorasına bak)
ABD’li A.Flecher 1890′da yakalandığı hastalıkları tibbi ilaclarla vede tıbbı tedavilerle iyileÅŸemez, ve tekerlekli sandelyeye mahkum olur, ailesi onu terkeder, iÅŸinden olur. Bir tanıdığı yavas ye, her lokmayi 50 defa çiÄŸne o zaman zaten fazla yiyemesin ve erken doyarsın, yediklerini hazmedersin der. Oda bunu tatbik eder. A. Flecher 6 ay sonra tekerlekli sandelyeden kurtulur, bir yil sonrada iÅŸine geri döner ve ailesi ile barışarak yeniden evlenir. Hertülü hastalığın sebebi hızlı yemek, çok yemek vede aşırı hayvansal besin tüketmektir. Bunlar Bağırsakflorasını bozar.
Bozulan dengeler nedeniyle faydalı bakteriler azalır, zararlı bakteriler, tehlikeli mantarlar ve viruslar devreye girer ve beklenmedik hastalıklar ortaya çıkar. (Geniş bilgi için Hastalıklarda Bağırsakflorasına ve Mantarlara bak). Hayvansalbesinlerin, özeliklede et ve et manüllerinin haftada en fazla iki defa tüketilmesi gerekir. Oysa Türk mutfağında etsiz yemek bulmak adeta imkansızdır. Antalyaya izine gittiğimde etsiz yemek sorunca, garsonlar şöyle garipca bakıyorlar. Oysa hem avrupada hemde asyada etsiz yemek gayet normaldir. Yemek ve kahvaltıdan önce iki bardak su içmekte kişide erken doymuşluk hisis uyandırır ve aşırı yemek yemesini önler.
Cafer es-Sadik (RH):
3-) “Kim malının ve evladının çok olmasını isterse , sebze yemeye devam etsin” der. Neden çünkü sebzeler; vıtaminler, mineraller vede liflimaddeler içerir. Liflimaddeler selüloz türü maddeler olup bunlar; bir bağırsaklardaki faydalı bakterilerin besinidir, iki liflibesinler bağırsak perstaliÄŸini (motorik hareketler) harakete geçirir ve böylece bağırsak içeriÄŸinin bağırsaklardaki transit süreci hızlanır ve kiÅŸi zamaninda defi hacetini yapar. Zamanında yapılmayan defi hacet bağırsaklarda kokuÅŸmaya sebep olur. Buda bağırsaklardaki patojen ( hastalık yapıcı bakterlerin ve mantarların azması demektir. Bu nedenle bağırsakları çalıştıran sebzeler beslenme için çok önemlidir.
4-) Peygamberimiz “Ey Ali yemeÄŸine tuzla baÅŸla çünkü içinde cüzzam, frengi, karınaÄŸrısı, ruhsal ve sinirsel hastalıklarından bulunduÄŸu 70 hastalığı iyileÅŸtirir” buyurmuÅŸtur. Neden çünkü tuz kimyasal olarak Soydumklorid adı ile anılan tuzu alınca ortaya (2 NaCl+H2O+2NaOH+HCl+1/2Cl2) çok sert bir asit, çok sert bir bazik madde ve klor gazı ortaya çıkar.
a-) Mideasidi de tuzasidi (tuz ruhu, HCl) olup, buda Mideasidinin kalitesini artırır.
b-) Sodyum özeliklede böbrekler için çok hayati öneme sahiptir.
c-) Klor gazi ise eskiden Ankaranın suyu sürekli klorlanırdı, çünkü klor zararli bakterileri yokeder.
d-) Tuzsuyu çeker derler doğrudur. Beynin çalışmasında bu tuza çok bağlıdır.
e-) Tuzun tansiyonu yükseltiğine dair söylentiler ise Bonn universitesi tarafindan yapılan bir araştırmalarla yalanlanmıştır.
Tansiyonun asıl sebebi aşırı hayvansal besinler ve hamurlu yiyecekler, özeliklede beyaz un mamuleri, et, peynir ve yumurtayı sayabiliriz. Beyaz un vitamin ve mineral içermez ve bağırsaklarda disakkaride dönüştürülen nişasta kanda glikoza (glükoza) dönüştürülür ve şayet enerjiye dönüşmüyecek kadar çoksa yağa dönüştürülerek depolanır. Bu nedenle hamurlu besinlerde et gibi şişmalığa sebep olur. Tuz ile ilgili geniş bilgi için Tuz Masalına bak.
Şişman kişiler uyuynca rahat uyuyamaz çünkü organları sıkışır özeliklede böbrekler, akçiğerler,mesane ve sindirim organları sıkışır. Böylece akşamları çok yemek yiyincede, horlama, ağızdan su akması, kötü rüyalar görerek rahatsız olma ve dinlenmeden tekrar uyanma gibi durumlar ortaya çıkar. Bundan yıllar önce ev doktoruna gittim ve kanımdaki HOMOCYSTEIN oranın tesbitedilmesini ricaettim. Doktor böyle birşeyden haberinin olmadığını ve ilk defa duyduğunu söyledi ve yanında çalışan hemşirelere sordu onlarda bizde bilmiyoruz dediler. Sizde merak edip sorarsanız zannederim aynı şekilde tuaf karşılanırsınz.
Günümüzde beslenme ve saÄŸlıklı yaÅŸamada gayri müslimer sanki sünete uyuyorlarmışda müslüman olduÄŸunu iddia eden bizlerse gayri müslimler gibi yaşıyoruz. Kilolu papazı çok zor görürsünüz, ama TV?lerdeki mevlit kandilerine bir bakın buradaki hocalar ve mevlithanlar sanki sumo güreÅŸcisi gibiler, bunların ayet ve hadisten haberdar olmadıklarına inanmak isterdim. Avrupadaki Türkler için gelen dinadamalarının dinadına yaptıkları pek birÅŸey yok, varsa yoksa yemek, içmek ve gezmek, sanki buraya tatile gelmiÅŸler. Bir Hocalar Papazların günlük çalışmasının % 10′nu bile yapmıyorlar. Sonrada yeni yetiÅŸen nesil Almanlaşıyor, Fransızlaşıyor, İngilizleÅŸiyor vs, diye ediÅŸeleniyoruz. Peygamber efendimiz ?Allahin en nefret ettiÄŸi kiÅŸiler; çok uyuyan, çok yiyen ve çok içen kimselerdir? buyurmuÅŸtur. Bunuda en çok hacı, hoca diye anılan insanlarda görmekteyiz. Gerçek dinadamıda var mı? Evet var ama sadece % 1 belki.
Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kandolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması vede mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır. Gökçek Iksiri ile tedavi olmak mümkündür. Fakat doğru beslenmek şarttır.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur. Siyah çay ve kahve içilmemeli, çünkü mide ve bağırsakları tahriÅŸeder. Böylece vitaminler, mineraller, aminoasitler, vs…, yeterince alınamaz (absorbe) ve rahatsızlıklar ortaya çıkar. Et ve et mamülerine 5-6 ay aravermek gerekir, çünkü asidoza sebep olur, buda birçok hastalığın ana kaynağıdır. Gökçek İksiri vücudu curuflar’dan arıtır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
Alıntı:
Açıklama: Hayvansal besinler damarların iç yüzeyinde (mukazasında) plaklar olşmasına (yağlanmasına) neden olur. Damarların yağlanarak sertleşmesi yüksek tansiyona sebep olur. Damarlar yaşalandıkca beyin, kalp, penis ve vajinaya yeterince kan gitmemesi demektir. Buda felç, kalpkrizi, rekeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizliğe sebep olur. Hayvansal besinleri azaltmak, hatta peyniri asla yememek gerekir. (Alternatif-Tıp Blog Archive Et Peynir Şeker ) Gökçek İksiri ile tıkanan damarlar açılır ve kişide beyin kanaması, kalpkrizi, erkeklerde iktidarsızlık ve kadınlarda cinsel isteksizlik rizikoları ortadan kalkar.
DiÄŸer Diyetler:
Kahve Diyeti: Dünyada en uçuk ve aptalca bir görüş kahve ile diyet yapılması ve kahvenin sağlığa çok faydalı olduğunu anlatan büyük tv programaları ve reklamalarda ne kadar yalan varsa sayıyorlar. Kahvenin demir, magnesyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-Vitamini (Thyamin) yetmezliğine sebep oldugu tesbitedilmiştir. Bilindiği gibi bu minerallerle B1-Vitamini yetersizliği çok farklı ve çesitli hastalıklara sebep olur ve bunlarin başında kemikerimesi, kaskrampları, derihastalıkları, dermansızlık, kansızlık ve immunzafiyeti en önemlileridir. Ham kahvede bulunan Küfmanatarı (ochra toxin A), Kahve kurutuluriken tamamen yok edilmediğinde bağırsaklara yerleşerek zehir (Aflotoksin) üretir buda başta böbrek kanserine, gözbebeği bozukluklarına sebep olur. Alternatif-Tıp Blog Archive Zehirleniyoruz
Fast-Food Diyeti: Evet bazı diyetisyenler fast food diyeti diye diyet türü tavsiyeediyor. AB ve ABD ülklerinde neden bu kadar ÅŸiÅŸman insan var, bunu açıklıyacak biri var mı? Evet buradaki insanaların zamanları olmadığından veya alışkanlık nedeniyle aşırı fast foodla beslenirler. Hamburger ve Chesburger gibi yiyecekler saÄŸlıklı deÄŸildir, çünkü beyaz undan yapılan sandeviçlerde en önemli viteminleri içermez, kiÅŸide zamanla vitaminsizlik (avitaminoz) görülür. Buda birçok hastalığa davetiye çıkarır. Åžifalı Bitkiler, DoÄŸal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Herbalist, Hastalıklar – vBulletin
Kola Diyeti: Bazı bazı diyetisyenlerde diet kola tavsiye ediyor, peki diet kolanın içde şeker yerine ne var aspartam, sakkarin vs. Tatlandırıcılar var. Bu tatlandırıcıların kişide beyin uruna sebep olduğu ABD?de yapılan araştırmalarla tesbit edilmiştir. Geniş bilgi için Alternatif-Tıp Blog Archive Zehirleniyoruz bakabilirsiniz. Kola fazalalınırsa Ellerterlemesi, keyifsizlik, başağrısı, kalpçarpıntısı, korku, depresyon, yorğunluk ve konsantrasyon zafiyetine sebep olabilir.
Et-Peynir Diyeti: Bazı diyetisyenlerde nedense sürekli şu kadar et ve şu kadar peynir yenmeli diyorlar. Et, peynir ve mamüllerinin kanda aitlenmeye neden olduğu bu asidi nötürleştirmek içinse aşırı oksijen ve kalsiyum harcanmasına sebep olduğu tesbit edilmiştir. Oksijen yetersizliği halsizlik, dermansızlık ve immün ssiteminde (bağışıklık sistemi) zafiyete neden olur. İmmün zafiyeti ise birçok hastalığa davetiye çıkarır. Bu nedenle beli bir yaştan sonra bu 35 olabilir çok az et ve et mamülleri tüketilmeli ve asla peynir yenmemelidir. Alternatif-Tıp Blog Archive Et Peynir Şeker
Çay Diyeti: Bazı diyetisyenlerde saÄŸolsunlar yeÅŸil veya siyah çay içilmasinden bahsetmektedirler. Peki siyah çayın ne kadar tanin içerdiÄŸini biliyorlar mı? Siyah çay Türk usulü içilirse bağırsakları kurutur ve böylece bağırsak florası bozulur vede kiÅŸide zamanla avitaminoz ve mineral yetersizliÄŸi ortaya çıkar. GeniÅŸ bilgi için Åžifalı Bitkiler, DoÄŸal Tedavi, Alternatif Tıp, Bitkisel Tedavi, Herbalist, Hastalıklar – vBulletin Siyah çay demir, magnesyum ve kalsiyum mineralleri ile B1-Vitamini (Thyamin) yetmezliÄŸine sebep oldugu tesbitedilmiÅŸtir. BilindiÄŸi gibi bu minerallerle B1-Vitamini yetersizliÄŸi çok farklı ve çesitli hastalıklara sebep olur ve bunlarin başında kemikerimesi, kaskrampları, derihastalıkları, dermansızlık, kansızlık ve immunzafiyeti en önemlileridir.
Atkis Diyet: Bu görüş bir rüya gibi bir görüş. İstediğin kadar yağlı, tatlı, et, peynir ve yumurta ye diyor. Evet Atkis her şeyi istediğiniz kadar yiyin diyor. Ve karbonhidratlı besinlerden kaçının diyor, yani pirinç, patates ve ekmek yemeyin diyor. ABD?li bu diyetisyen Dr. Robert Atkis?e ait olan bu görüş nedeniyle ABD?de milyonlarca insan yanlış beslenmiş ve yağlanma nedeniylede ölmüşlerdir. Bu diyetisyende aynı kendi buluşunun kurbanı olmuş aşırı yağlanmadan ölmüştür. Bu adamın kitabı 1970 li yıllarda ABD?de milyonlarca satmıştır. Aktis diyetinde peynir, yumurta, et ve et mamülerinin bolbol yenmesini ekmek asla yenmemesini söylüyor.
Brigitte-Diyet: Brigite kadın dergisi tarafından ortaya atılan görüş buna göre kişi günde 1000-1500 kilokalorilik besin almalıdır. Bunlar bu derği etrafında ve internette bu konular ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Somon balığı, patates, zeytin, müsli gibi yiyecekelr ve tarçın, ananas gibi içecekler tavsiye edilmektedir. Yani kendi üretikleri ürünleri pazarlama gibi bir yöntem ve sistem. Tabii bu gruba dahil olanlar genelikle diyet nedeniyle doymadıklarını beyan etmektedirler. Burada genelikle hazır ürünler olduğundan tabii konserve içermektedir vede ileride birçok problem demektir.
Crashdiyet (Sert Diyet) : Crasdiyetle hemen hedefe gidileceği görüşü vardır. Bu görüşe göre diye 3 gün ila 3 hafta arsında istenilen kiloya ulaşılacağı ileri sürülmektedir. Bu metotla aç kalınarak kısa sürede kilo verilebilir, ama bu verilen kilo genelikle sıvı olduğundan kişi daha hızlı kilo alır ve jojo-effekt (katlanarak geri dönüş ) oluşur. Ani olarak yeme ve içmeyi azaltma nedeniyle kişide açlık duygusu önlenemez. Vede diyeti bırakır bırakmaz hemen aşırı yeme içmeye başlıyarak eski kilosuna ulaşır ve hatta eski kilosunu bile aşabilir.
Farklı Diyet: Farklı Diyet aslında bir diyet türü değildir, aksine beslenme şeklini değiştirmedir. Bu Farklı-Diyete göre örneğin bir yemek vaktinde sadece proteinli yiyecekler belirlerni ve sadece proteinli yiyecekler yenir. Bir sonraki yemekte ise sadece karbonhidratlı besinler yenir vede sonraki yemek vaktinde yağlı besinler tercih edilir. Bu görüşü ortaya atanlar. Kişi karbonhidratlı besinler aldığında sindirim organları ona göre sindirim salğısı salğılamakta, proteinlı besin aldığında ona göre ve yağlı besin aldığında ona göre sindirim salğısı salğılamktadır. Ve yemeğin türüne göre asitli veya bazik sindirim salğısı salıdığı görüşürdür. Farklı Diyetin en önmli unsuru protein, yağ ve karbonhidratılı besinleri kesin olarak ayrı zamanlarda yemektir. Fakat tabii proteinlı, yağlı veya karbonhidratlı besinleri birbirinden ayrımak öyle kolay bir iş değidir. Bu diyet ABD?li Dr. Hay tarafından geliştirlmiştir.
Glyx-Diyet: Bir kaç yıldır Glyx Diyet denemeleri başlamış ve önemli sonuçlar elde edilmiştir. Glyx Glykaemiş Indexin kısaltılmış şeklidir. Bu diyet şekli ile pankreasın çalışması sağlanır. Bu metota oldukca az hayvansal besin alınmakta ve daha çok karbonhidrat almaları gerekmektedir. Glyx Diyette genelikle sebze, meyve, balık ve süt mamüleri ağrılıklıdır. Glyx Diyet yapanların yoğun bir spor yapamasıda tavsiyeedilmektedir. Bu diyetde genelikle hüsranla bitmaktedir, çünkü kişide doymyuşluk hissi olumamktadır. Ve kişi diyeti bırkınca eski kilolarını yeniden almaktadır.
Güney Sahil Diyeti: Bu diye Atkins diyetine çok benzer ve yağ-protein ağılrlıklıdır, fakat Atkins gibi sert olmayıp karbonhidratlı besinlerede azda olsa müsade etmektedir. Floridada yaşıyan kardiyoloji doktoru Arthur Agatston tarafından geliştirilmiştir. Bu diyet 3 aşamalıdır. 1. Devre 2 hafta sürerer ve bu süre içinde ekmek, makarna, meyve yasaktır. Yağsız et, sebze, yumurta, peynir ve ceviz tavsiye edimktedir. 2. Devre bu devrede kepekli un mamüleri tüketilebilir. Ve istenilen kiloya ulaşınca çok az olmak şartı ile sebze ve meyve yenebilir. Bu diyette fast food kesinlikle yasaktır.
Karbonhidrat ağırlıklı diyet: Karbonhitralı diyetlerde bazı uzmanlar muz ağırlıklı beslenmden bahsederken bazıları, hayır çok mahzurlu en iyisi turuncugiller demektedir. Bu nednele bu diyette kesin bir görüşbitliği yoktur. Bazı uzmanlar Ekmek-Diyeti, bazıları Meyve-Diyeti, bazıları, Patates-Diyeti, bazıları Pirinç-Diyeti tavsiye etmektedirler. Fakat hepsininde ortak görüşü karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi tavsiye etmektedirler vede yağ ve proteinlı besinlerden uzak durulmasını veya çok az alınmasını tavsiye etmektedirler. Araştırmacılar hareketli insanlar karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin faydalı olacağı yönündedir.
Low-Fat Diyet (Az Yağlı Diyet): Bu diyetin özeliği az yağlı ve çok karbonhidratlı beslenmedir. Low-Fat de etin yağsız olması süt ürünlerinin yağsız olması aranır. Ve mümkün oldukca az et ve süt ürünleri alınması ve bol sebze ve meyveli beslenme esasına dayanır. Bu diyette kişi herşeyi yiyebilir, fakat hayvansal besinlerden mümkün oldukca az yemektir. Bu görüşe göre besinlerimizin % 50-60?ını yağlı besinler oluşturuyor. Bu nedenle aşırı hareket edip bu enejiyi harçamak gerekir. Oysa günümüz insanı genelikle masabaşında büroda oturduğundan az enerji harcamaktadır. Fazla enerji harcamadığı halde fazla hayvamsal besin almakta buda depolanmaktadır. Bu nedenle vücutta depolanmayan sebze ve meyve ağırlıklı besinler alınmalıdır. Bu diyette günlük alınacak yağ oranı 60-70 gramı geçmemelidir.
Protein Diyeti: Bu diyet 1920?li yıllarda ABD?li artistler tarafından başlatıldığından ???Hollywood-Diyet?? diyede anılır. Kabuklu deniz ürünleri, fıstık ve yumurta gibi yiyecekler nedeniyle böbrekler faliyetini artırır ve aşırı su dışarı atılır. Bu nedenle kişi kiloverdiğini zanneder. Tabii buna uzun süre devam edilirse çok tehlikeli olacağı beslenme uzmanları ve doktorlar tarafından beyan edilmiştir. Özeliklede hamilelikte, amaliyatta, ateşli hastalıklarda vede yanıklarda kulanılmamalıdır.
Yağ Diyeti: Bu görüşe göre istediğiniz kadar et yiyin diyor, bu görüşe Atkis veya Sout-Beach-Diyet denir. İstediğiniz kadar kalori alın diyor. Önce gerçekten sadece etle beslenen kişilerde zayıflama olmaktadır, fakat avitaminoz ve mineral yetersizliğine sebep olur. Kişide ağız kokusu, kandolaşımı anormalikleri, oluşur. Beyine ve sinir sistemi yeterince besleyici madde alamadığından beyinde ve sinir ssiteminde problemler çıkar.
Weight-Watchers-Diyeti: Bu diyet programıda ABD?li bilim adamları tarafından geliştirilmiştir. Weight-Watchers Diyeti yapanlar kendi aralarında toplanırlar ve diyet üzerine sohbetler yaparlar. Bu toplantılar ücretlidir ve toplantıya katılanlar yaşadıkları tecrübeleri anlatırlar. Bu diyet hakkında internetten bilgi almak mümkündür ve cd ve kitaplarını temin etmek mümkündür. İlk ziyarette obez olan kişinin kliosu, ne zamndan beri şişman olduğu vb konularda hasta hakkında bilgiler kaydedilir. Bu sistemde her besini bir puan cetveli vardır. Bazı besinlerin puanı sıfırdır, yani ondan istediği kadar yiyebilir. Artı aynı zamanda gülük spor bu diyette gereklidir. Bu diyetle zayıflamak zamana yayılmıştır.
………………………………………….. …………………………….
Bağırsak florası:
Bağırsaklar alan olarak 300-400 m² büyüklüğünde, yani bir top sahasının yarısından biraz daha büyüktür. Bağırsak florasında bilinen 500 tür bakteri mevcuttur ve bunlar 100 katrilyon arasında yekün tutar ve bunlar genelikle kalınbağırsaktadır. Sağlıklı bir insanda bağırsak florasındaki bakterilerin % 98?i faydali olup yediğimiz besinlerdeki proteinleri aminoasitlere, karbonhidratları disakkaritlere ve yağları yağasitlrine dönüştürürler. Örneğin proteinlar 30 000-300 000 molekülden oluşur ve bunu amino asitlere (tek moleküle) enzimler veya bakteriler araciliği ile dönüşürler.
Faydalı bakteriler bir taraftan besinleri parçalıyarak moleküllere ayırırken diğer taraftandan BC (Folikasit), B2, B6, B12 ve K-Vitamini üretirler. Aşırı et, peynir, yumurt ve mamüleri yiyen kişilerin sindirim organları zamanla yeterince ve kaliteli enzim salgılıyamazlar ve bakterileride görevlerini yapamayınca sindirim problemleri başlar. Faydalı bakterilerin oranının azalmasi ile onların yerine patojen (hastalik yapan) bakteriler, viruslar, mantarlar ve parazitler yerleşir ve dengeler bozulur. Kişide immunzafiyeti (bağışık sistemi), allerji, enfeksiyona karşı dayanıksızlık, iltihapli hastalıklar vb. rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Kalın bağırsaklarda 500 tür ve miktar olarak 1-10 katirilyon civarında vede ağırlık olarak takriben 1-1,5 kg bakteri bulunur. Bakterilerin bir kısmı fecesle (dışkı ) ile dışarı atılır ve bu yolla dışarı atılan bakteri oranı bir yılda 70 kg’ı bulur. Bakteriler protein artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (bakteroides, proteus, E. coli, ve clostrium gibi) ve karbonhidrat artıklarını parçalayarak moleküllere ayıran bakteriler (bifidobakterium, laktobacillus ve streptokokku faecalis gibi) arasında bir denge vardır. Atibiyotik ilaçlar, konserveli besinler, hazır yiyecekler (hamburger , cheesburger vb.,) asitli içecekler (kola, fanta vb.,), aşırı hayvansal besin, siyah çay ve kahve faydalı bakterilerin azalıp zararlı bakterilerin çoÄŸalmasına neden olur.
Böylece zamanla E. coli, enterokokken ve clostridin gibi bakterilerin oranı aşırı artar. Buda başata allerji olmak üzere birçok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Manchester mikrobiyolojik araştımalar merkezinden Dr. M. Moradi 10 allerjik rahatsızlıkları olan ve 10 allerjik rahatsızlıkları olmaya bir yaşındaki bebekler üzerinde araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda allerjik rahatsızlıkları olanlarının kalınbağırsaklarında yüksek oranda clostridium difficile tesbitedilmiş ve bu bakterininde igG oranını yükseltiği görülmüştür.
Berlin Postam?dan Dr. Habil Jurgen Schulz bağırsak florasının bebeklerin doğduktan sonra annesütü, ineksütü veya mama ile beslenmelerine göre şekillendiğini tesbitetmiştir. Buna göre anne sütü ile beslenen çocukların bağırsak içeriğinin pH-Değeri 3,5-5 arasında ve mama ile beslenelerde ise pH-Değerinin 7 veya hafif üzerinde olduğunu tesbitetmistir. Sindirim organları günde ortalama 7-8 litre salğı (enzimler, hormonlar, vitaminler, asitler ve alkalik maddeler) üretir. En ideal enzim pH-Değerinin 4,5-6,5 arasında olması halinde salğılanır.
PH-Değerinin nötüre, yani 7?ye yakın olması halinde enzimin kalitesi %70?lere vara oranda düşer. Buda kişinin yediklerini sindirmeden çıkarması demekttir, yani besinlerdeki vitaminler, mineraller, aminoasitler, yağasitleri ve glukozlardan yeterince istifade edemez. Bağırsaklardaki pH-Değerini nötürlü bir ortamda seyri halinde proteiler aminoasit yerine biyojen aminlere dönüşürler ve bunlardan özeliklede histamin allerjiye sebep olur. İkinci olarak Amonyum (NH4+) yerine Amonyak (NH3) oluşur. Amonyak nötür olduğundan kolayca kana karışır, bu ise hücreler icin bir zehirdir.
Ücüncü olarak faydalı bakterilerin yeterince B-Vitaminleri üretememesi nedeniyle Homocystein elimine edilemez, bu ise oldukca tehlikeli maddedir. Homocystein LDL-Kolesterolunu oksitler ve yabancılaşan kolesterolu makrofaj yiyerek süngersi artık maddele oluşur ve buda damarların icyüzeyine yığılarak damarsertliğine sebep olur. Buda ilerleyen sürec içinde başta beyinkanamasi ve kalpenfaktürüsüne sebep olur (OMZ 3.03.4). dördüncü olarak bağırsaklarda faydalı bakterilerin antibiyotik ilaçlar nedeniyle azalmasından dolayı onun yerine tehlikeli mantarlar çoğalır ve artan mantarlar zehirli gazlar ve zehirli alkoller üretirler ve bunların karaciğer tarafindan arıtılması sindirim organlarını yorar ve asli görevini yapamayan sindirim organları yıpranır.
Besinci olarak bağırsak florasının bozulması zamanla pankreas, karaciğer, mide ve bağırsakların ürettiği enzimin kalitesinin düşmesi nedeniye kişide yağ-, protein- ve karbonhazimsizliği nedeniyelle kişide yağlanma , şişmanlık, damarsertliği ve allerji gibi hastalıklar ortaya çıkar. Ayrıca bağırsak florasının bozulmasına dişeti iltihaplanması, lefbezelerinin iltihaplanması, alkol, sigara, aşırı kahve ve aşırı siyah çay içmede sebep olur.
Akut pankreatitte bağırsaklar 30.000 Daltona varan orandaki büyük mokekülerin dehi geçmesi için kanallarını büyütür. Enzimlerin kalitesi düştüğünden besinleri tam sindirilmez ve bu nedenle bağısaklar geçişleri kolaylaştırmak için kanalları (vilüsler) genişletir. Böylece tam sindirilmemiş besinmaddeleri absorbeedilir ve bu allerjiye sebep olur. Şayet kana sadece besin maddeleri geçmez aynı zamanda candida albicans isimli maya mantarıda kana geçerse ve bu kandolaşımının iflası ve yani ölüm demektir.
Altıncı olarak Bir diğer önemli faktör ise Midenin aşırı katkı maddesi içeren besinler (konserveler, çikolata, keks vb.) ve soft içecekler (kola, fanta vb.) nedeniyle tahrip olur. Böylece zamanla çok kolay gastrit (mideiltihaplanması, midemukazasıiltihaplanması ) oluşur. Bunedenle Mide yeterince intrinsic fakrorü (sialinasitli glukoprotein) salğılızamaz. Intrinsic faktorü B12-Vitamini, Folikasit, Methionin ve minerallerin bağırsaklar tarafından absorbe (emilme) edilmesini sağlar. Yani nasılki diabet hastaları için insulin nekadar önemli ise besinlerin sindirilmesi içinde İntrinsic faktorüde o kadar önemlidir. İntrinsic faktorünün yetersizliği vitamin ve mineralyetersizliğine sebep olur. Neticede bir çok hastalık ortaya çıkar ve bunlardan bazıları: Allerji, derihastalıkları, sindirim organlarindaki rahatsızlıklar, vb hastalıklar ortaya çıkar. (Nhp 12.03.1722) Bağırsak florasının ideal şekilde olabilmesi için Gökçek İksiri, Gökçek Tonik veya ZYE iyi gelir ve birazda keten-, çörek-, elma- ve limon preparatlarının faydası vardır.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı saÄŸlıklı yaÅŸayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaÅŸması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaÅŸması buna baÄŸlıdır.Gökçek İksir’i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doÄŸru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileÅŸtirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yaÄŸlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.AkÅŸam yemeÄŸi yerine yoÄŸurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akÅŸam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yaÄŸ oluÅŸturur.Çünkü niÅŸasta glikoza (ÅŸekere) dönüşür, ÅŸekerde yaÄŸa dönüşerek vücutta depolanır.Åžeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoÄŸaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı ÅŸeker içeriler.Gökçek Diyet
Mantarlar, mycosis, mikozis, mikoz, yukarıdaki iki resim maya mantarı candida albicansa ve alttaki resim küf mantarına aittir
Mantar ormanda yetişen zehirli veya zehirsiz, yenen veya yenmeyen mantarlar alka gelmemelidir. Bizim burada anlatmaya çalıştığımız mantar virüsler, bakteriler ve parazitler kadar tehlikeli ve hatta bazen dahada tehlikeli olan deri, nefesyolları, ve bağırsak mantarlarından bahsedeceğiz.
Mantarlar önce eksojenik (harici) ve endojenik (dahili) mantarlar olmak üzere iki gruba ayırılır. Eksojenik mantarlar deri, tırnak ve ayak mantarları diye üç grupta incelenir. Endojenik mantarlar iki grupta incelenir ve bunlar küf mantarları (aspergillus, ?) vede maya mantarı candida albicans, ?) Küf mantarı olmadan maya mantarı yaşıyamaz. Küf mantarı ve maya mantarlarının vücuda yerlaşmesi bağırsak florasının tahribatına nedeniyledir.
Son yıllarda Almanyada sürekli candida albicansın ne kadar tehlikeli olduğundan bahsediliyor, fakat bu mantarın neden bu kadar çok yayılabildiği ve nasıl olupta bir çok hastalığa sebep olduğu konusunda pek birşey yazılmıyor. İşte burada bu konu matarların yayılmasına antibiyotitik ilaçlar (bakterileri öldürürcü) ve antimikozit (mantarları yokedici) ilaçlar ve kortizonlu ilaçlar en önemli etkenler olduğunu göreceğiz.
Küf mantarı hem faydalı hende zararlıdır.
a-) Faydaları:
1-) Tabiattaki artık maddeleri çürütür ve toprağa dönüştürür.
2-) Hayvan ve bitli artıkları ve ölüsünü vede insanın artılkarını toprağa dönüştürtür.
3-) İmalat sanayinde üretim aracı olarak kulanılır.
4-) Vitamiler, enzimler ve antibiyotikler üretümünde kulanılır.
b-) Zararları:
1-) Odun, tekstil, kağıt ve besinleri tahripederek milyarlarca zarara sebep olur.
2-) Bitki hastalıklarının baş sorumlusu olup, meyve ve sebzeleri tahripeder ve milyarlarca zarara sebep olur.
3-) İnsan ve hayvanlarda enfeksiyon ve allerji başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olur.
4-) Küf mantarlarının üretikleri zehirler (mikotoksinler) kanser başta olmak üzere birçok hastalığa sebep olurlar.
Mantar türleri:
Mantarlar likenlerle birlikte yaşarlar. Likenler fotosentezle karbonhidratları üretirler ve mantarlarda su ve mineralleri likenlere sunarlar. Böylece problemsiz birlikte yaşarlar. Antibiyotik ilaçların %25?inin küf mantarından eldeedilir. Bunedenle antibiyotik ilaçlar küf mantarlarının gelişmesi ve yayılması için ideal ortam oluştururlar.
a-) Maya mantarları: Candida albicans ve kryptokokken en önemlileridir.
b-) Küf mantarları: Aspergillus türleri, penicillum, mucor, botrytis, fusarium, alternaria ve cladosporium türleri en önemlileridir.
Mantarların yayılışı:
1-) Besinlerle küf mantarları yayılır.
2-) Kimyasal ilaçlar küf mantarlarının yayılmasına sebep olurlar, örneğin penisillin küf mantarından eldeedilmiştir.
3-) Ağır metaller: Bakır ve civa gibi küf mantarlarının yayılmasına sebep olur örneğin eskiden bakır kaplarla yenen yemeklerden dolatı sıksık zehirlenmeler olmuştur.
4-) Küf mantarını tenefüs ederek zehirlenme
Küf mantarı nerede bulunur?
Ahırları, hayvan bulunan evler, hyvan yemleri, tahıl ambarları, nemli veya yaş odalar, ev tozu, eski koltuklar, eski döşeme, tam olarak kurumamış yeni binalar, ağaç mobilya ve lamimnat gibi tahta döşemelerde kulanılan kimyasal ilaçlar, mutfak, besin depolanan kelerler, klimalar, nemli havanınaolduğu mekenlar, süsbitkileri, bitki artıkları, sabunlar ve kozmetik maddeler, diş macunları, kimyasal ilaçlardan: antibiyotikler, antialarjikler, antihistaminikler, kortizon ve mide-bağırsak ilaçları küf mantarları içerirler. Ayrıca kimyasal meteotlarla hazırlanan ilaçlar örneğin B12-Vitamini, penisilin vb. Küf mantarlarından eldeedilir. Buda fayda yerine zarar verir. Bu nedenle doğal yollarla vitaminalınması ve antibiyotikler yerine Gökçek İksiri alınması daha uygundur.
Mantar hastalıkları:
Deri, tırnak ve ayakta görülen mantar türleri genelikle mukozada mantar olduğuna işarettir. Küf mantarları nefesyolları ve sindirim sistemine, özeliklede mide-bağısak mukozasına yerleşirler. Nefesyollarına yerleşmişse allerji, astım, allerjik bronşit ve mide-bağırsak mukozasına yerleşmişse besinallerjisi, migren, depresyon, hormon anormalikleri vede mide-bağırsak rahatsızlıklarına sebep olurlar.
Mikotoksinler (mantar zehirleri):
Kronik bronşit, astım, psödo-krup, bronş karzinomu, ishal, kabızlık, bulantı, besinallerjisi, kronik bağırsak ilt. (enterit), kalın bağırsakilt. (kolit), kalın bağırsak ülseri, psodö-allerji, allerji, allerjik astım, kronik bronşit, enfeksiyon ve çoçuklarda hiperaktifitete neden olur. Buna karşı kulanılan kortizonlu ilaçlar küf mantarının yayılmasına neden olduğundan hastalık dahada karmaşı bir hal alır ve daha başka hastalıklarda ortaya çıkar. Mikotoksinler organizmayı taripeder, mutajenik (genetik değişim yaratan), kanserojen (kanser yapıcı ), ve teratojenik (organ ve dokuların özürlü olmasına sebep olan) etkilere sahiptir.
Mikotoksinler, mantar zehirleri:
Küf mantarının zehirlerini yani mikotoksinleri üretmesi besin maddeleri ve hayvan yemleri ile mümkündür. Nemli ekmek hemen küflenirken , kuru ekmek asla küflenmez. Küf mantarı 0-40 derece arasında her zaman mikotoksin salgılıyabilir. Küf mantarının mikotoksin üretimi durdurulamaz, fakat besinler hazırlanırken dikat edilirse küf mantarının yayılması önlenir. En tehlikeli çavdar mahmuzu mantarıdır. Bu mantar ishal, kusma, bulantı, başağrısı, organların ölmesi, sinirlerin tahrip olması, kaslaerda karıncalanma, kramplar, sara vb. Rahatsızlıklara sebep olur.
Küf mantarının en önemlileri:
1-) Aspergillus flavus
2-) Aspergillus fumigatus
3-) Aspergitus niger
Bunlar çok tehlikeli mikotoksik maddeler olan: Aflotoksin B1, G1, M1, Patulin, Ocratoksin A, Kojiasidi (Cojiasidi) ve Penisilinasidi üretürler. Bu mikotoksinler: Tansiyon düşürücü, mutajen, teratojen, kanserojen, ce nefrotoksik etkiye sahiptirler. Küf mantarlarının üretiği bazı zehirler ise östrojen (dişilik hormonu) gibi etkiye sahiptirler.
Mikotoksikozlar (Mikotoksinlerin sebep olabileceği hastalıklar):
İshal, kusma, mide ağrısı, ağız ve yutakta yanma, kas krampları, nefes alış-verişlerini felçe uğratma, nabız zafiyeti, titreme, üşüme, eklem ağrıları, bazı uzuvlarda uyuşukluk, nefes darlığı, sara, hafıza kayıbı, koma, romatizma, MS (multiple skleroz), Parkinson hastalığı, Lupuserythematodes (kılcal damarlardaki patalojik değişiklikler, kronik yorğunluk, hormon anormalikleri vb hastalıklar
Mikotoksikoz türleri:
a-) Eksojenik (harici) nedenlerle ortaya çıkan mikotoksikozlar:
1-) Küf mantarının yayılması, örneğin: Orman, tahıltarlaları ve binalar
2-) Kimyasal ilaçlar ve ağır metaller, örneğin haşerelere karşı kulanılan ilaçlar.
b-) Endojenik (dahili) mikotoksikozlar:
1-) Mikotoksin içeren ilaçlar
2-) Antimikozitikalar (mantarlara karşı kulanılan ilçlar)
3-) Küf mantarlarının üretiği besinler
Bunlardan eksojenik mikotoksikozları tedavi etmek kolaydır. , fakat endojenik mikotoksikozlar çok problem yaratabilir. Endojenik mikotoksikozlar primeri (birinci) ve sekodori (ikinci) olmak üzere iki gruba ayrılır. Primer mikotoksikozlar direkt olarak küf mantarları tarafından sebep olunan rahatsızlıklar olurken sekondori mikotoksikozlar ayrıca bağırsakların, özeliklede ince bağırsağın tashrip olması nedeniyle daha kompleks bir durum ortaya çıkar.
Mantarların semptomu (belitileri)
1-) Maya mantarları şeker ve karbonhidratlarla beslenir ve bunlarda ürettiği zehirli gazlar şişkinlik yapar.
2-) Nefes darlığı ve kalprahatsızlıkları: Karındaki gaz diyaframı yukarı doğru kalrdırır. Sıkışan akciğer nedeniyle defes darlığı ve sıkışan kalp nedeniylede kalp rahatsızlıkları görülür.
3-) Dişeti ve dilde beyaz tabakalar oluşur fırcalamave yıkama ile gecsede yenide oluşur.
4-) Deride kaşıntıya sebep olur.
5-) Bağırsak mantarlarının aşırı şeker tüketmesi nedeniyle kişinin kanında şeker yetersizliği görülür. Vücudun şeker ihtiyacı giderilemediğinden kişi sürekli şekerli maddeler yer.
6-) Bağısaklardaki mantarlar faydalı bakterileri yavaş yavaş yokederek yerini alı. Bu nedenlede kişide kabızlık, ishal vb. Rahatsızlıklar ortaya çıkar.Bu mantarlar sonra idrar yollarına geçer.
7-) Kişi alkol içmediği halde ağzı alkol kokuyorsa buna bağırsak mantarlarınaın sebe olduğu alkol üretimindendir.
8-) Kronik mesane ve vajina iltihaplanması:Antibiyotik ilaçlar bakterileri öldürürken mantarların yayılmasına neden olur. Böylece daha tehlikeli ve sıksık iltiplanmalar görülür.
9-) Eklem ve kas ağrıları: Mnatarların salğıladığı mikotoksinlereklem ve kaslarda yoğunkaşarak ağrılara sebep olur. Bu ağrıların romatizmadanmı mikotoksinlerdenmi olduğu analşılamaz.
10-) Yorğun dermansız ve konsentre olamama: Vücut sürekli mantarlar ve zehirleri (mikotoksiler) ile uğraşmaktan kendini regenerasyon (yenilem) yapamaz ve kişi genelikle yorğu olur ve konsentre olamaz.
11-) Cinsel isteksizlik: Kişide enerji yetersizliği olduğundan, buda cinsel isteksizliğe sebep olur. Ayrıca mantarların salgıladığı mikotoksinler hormon beneri etkiye sebep olduğundan kadınlarda kısırlığa dahi sebep olabilir.
Mantarlar doğum konturol hapları ile dahada çok yayılırlar ,ç ünkü bu onların besinin oluşturur.
Mantarlar her insanda başka rahatsızlıklara sebep olabilir. Bu nedenle bu rantarın rahasızlığı şu değil denemez.
Kendini teÅŸhisetme:
1-) Şişkinlik, kabızlık, ishal
2-) Makatta kaşıntı ve kızarıklık
3-) Mide ağrısı ve ağız kokusu
4-) Aşırı yorğunluk, dermansızlık konsentre olamama
5-) Unutkanlık, isterksizlik
6-) Aşırı tatlı yeme isteği
7-) Kaskarın titremsi ve aşırı aclık duygusu
8-) Nefes darlığı, burun tıkanması, kulak iltihaplanması
9-) Ense ağrısı
10-) Eklem ağrısı ve şişmesi
11-) Deride sivilce, saçların yağlanması, deride kuruma,
12-) Küf gibi pis bir koku
13-) Adet halinde aşırı ağrılar mantar enfeksiyonu nedeniyle
14-) Mesane iltihaplanması
15-) Prostat iltihaplanması
16-) Cinsel isteksizlik
Bunlar dan birkaçı görülürse mantar olbilir.
Küf mantarı nasıl teşhis edilir?
Defi-hacet testi: Defi-hacettenin (dışkı) değişik noktalarından alına nümuneler laboratura gönderilir ve inceleme sonucunda mantar bulunursa tedaviye başlanır. Çoğu zaman defi-hacet testi yeterli olmamakta ve ve kişideki mantarlar teşhis edilememektedir. Bu nedenle şüpheli durumlarda kann testi yapılmalıdır. Hemagglutinasion test, yani kanda İmmünglobulin Tip M (İgM) kanda bir hafa gibi kısa süreli devriye görevi yapar, şayet İgM kanda varsa mantarda var demektir. İmmünfloreszenz testi: Buradakanda immünglobulin Tip G (İgG) olup olmadığına bakılır, şayet varsa vücutta bir aydır mantarlara karşı mücadele olduğunu gösterir.
Küf mantarının tedavisi:
1-) Besinlerin bozulmadan atrılması gerekir, bozulunca tehlikelidir.
2-) Evin temiz tutulması ve küf mantarından korunması
3-) Kimyasal ilaçlar, özeliklede küf mantarının yayılmasın sebep olabilecek penisili ve kortizonlu ilaçlardan uzak durlmalıdır.
4-) Spor yapılmalı
5-) Hijyene dikkatedilmeli
Küf mantarına karşı en etkili doğal ilaç sarımsak-, ve ZYE preparatları, Gökçek Tonik ve Gökçek İksiri Ayrıca immün sistemini güçlendirmek için Gökçek İksiri kulanılır. Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kandolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması vede mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır. Gökçek Iksiri ile tedavi olmak mümkündür. Fakat doğru beslenmek şarttır.
Bağırsak florası ve kılcal kan dolaşımı saÄŸlıklı yaÅŸayabilmek için çok önemlidir. Çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim, glikoz, vb, besleyici maddenin hazırlanması, hücrelere ulaÅŸması ve de mikroplarla mücadele eden makrofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaÅŸması buna baÄŸlıdır.Gökçek İksir’i ile tedavi olmak mümkündür. Tabii doÄŸru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır.Gökçek İksiri vücudu cüruflardan arıtır, iltihaplı hastalıkları iyileÅŸtirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir.Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü alerjiye karşı etkilidir.Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur.Siyah çay, kahve ve kola içilmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler.Alkol ve sigaranın zararları belli kanser, damarların yaÄŸlanması vb, artı uzun süre bira içilirse cinsel ikdidarsızlık ve hatta kısırlığa sebep olmaktadır.Sucuk salam sosis gibi et mamullerine 5-6 ay ara vermek gerekir (sade temiz et az yenilebilir) çünkü asidoza sebep olmaktadır.Bu da birçok hastalığın ana kaynağıdır.AkÅŸam yemeÄŸi yerine yoÄŸurt, meyve veya salata yenilebilir veya sebze çorbası içilebilir.Hayvansal besinler, patates, tahıl (beyaz pirinç), bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özelikle de tatlılar akÅŸam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur.Ne kadar beyaz pirinç, patates, hamurlu yiyecekler, tatlı yiyecek ve içecekler, o kadar yaÄŸ oluÅŸturur.Çünkü niÅŸasta glikoza (ÅŸekere) dönüşür, ÅŸekerde yaÄŸa dönüşerek vücutta depolanır.Åžeker ve antibiyotikler bağırsak mantarları çoÄŸaltır, mantarlar ise her türlü hastalığı tetikler.Tatlı deyince akıla baklava, çikolata, dondurma vs gelir, kavun, karpuz ve üzümde tatlıdır ve bunlarda mantarı tetikler, çünkü aşırı ÅŸeker içeriler.Gökçek Diyet
Allerji ve şişkinliğin sebei bağırsak mantarlarıdır: Sibel hanım tam 10 yıl yakalandığı amansız hastalıklar ki bunların başında özeliklede meyve, fındık, fıstık vb yiyeceklere karışı allerji, iltihaplı hastalıklar ağrılar vb,. Frankfurt ve çevresindeki kliniklerde gitmediği uzman doktor kalmaz. Fakat doktorlar hastalığına teşhis koyamazlar, kız kardeşi bana bunun ne olabileceğini sordu. Bende şayet yemekten sonra şişkinlik oluyorsa, allerjisi varsa ve kalbinde sıkışma gibi haller oluyorsa mutlaka bağırsak mantarı vardır vebunu teşhis etmek çok zordur dedim. Sibel hanım doktoruna bağırsak mantarı olup olmadığının teşhis edilmesini istemiş, doktorları buna biz karar veririz derelersede bayanın diretmesi karşısında bir düzine araştırmadan sonra bağırsakalarında 45 cm lik bir kısmın tamamen tahrip olduğunu ve hemen amaliyat olması gerektiğini söylemişler ve amaliyat etmişlerdir.
Diğer başlıklar:- elma sirkesi anne sütünü azaltırmı
- gökçek diyet
- bitkisel diyet
- gökçek diyeti
- hazır karışmış bitkiler zayıflama
- gökçek iksir zayıf
- hızlı kilo vermek istiyorum
- ekmeğin sindirimi kolaymı
- PENİSTE MAKATTA Kİ SİVİLCE VE KAŞINTI NEDENLERİ
- yediklerini çabuk hazmetmek için hangi bitkiler yenir
- peynir depresyon yapar mı
- peynir yiyince doymamak
- proteınli zayıflama
- yulaf ibn-i sina
- roza hastalarına yasak yiyecekler



















"Gökcek Diyet" için 45 yorum yapılmış (Sizde görüşlerinizi yazarak diğer ziyaretçilerimize fikir verebilirsiniz.)
90 kiloyum zayıfliyamiyorum lutfen bana bir şeyler önerirmisiniz
yeğenimin çok kaşintilari vardi sizin ilaçlariizla iyileşti
Emine hanım İksir,Tonik ve zayıflama çayı kullanmanızı önerebilirim.
sn gökçek arkadaşım ayla hanımın 45 yaşında ve 95 kilo, insilin drenci var,tasiyonu yüsek ilaç kullanıyor,trigiiserit yüksek cıkıyor. Zayıflayamıyor.arkadaşıma nasıl yardımcı olabilirsiniz. neler öneririsiniz.
saygılarımla…..
iksir, tonik ve zayıflama çayı kullansın
İbrahim bey hem sağlık için takviye hemde zayıflamak için Gökçek iksir yeterlimidir yoksa Gökçek diyeti de almamızmı gerekli.
Nejat bey iksir, tonik ve zayıflama çayı yeterlidir.
merhabalar bende 6 cm büyüklükte kist oluşmuş ameliyata alınacam 1 ay sonra bu süre içerisinde sizin sizin yöntemlerinizi kullanmak istiyorum çünki etkisi olacağına inanıyorum.iksirlerinizden uygun olanı almam için bana ne tavsiye edersiniz.mailime yazarsanız sevinim.
iksir, tonik, kist çayı kullanmanızı öneriyorum.
syn gökçek benim alerjim 2007 yılında başladı hastaneye gittigim halde hapları kullandıkça daha kötü oldum alerjim arttı 3 kez iksir tonik kullandım şimdi iyi oldum eskisi kadar kalmadı 4. iksir tonigi de almak istiyorum teşekkür ederim. Allah razı olsun
3 senedir böbrek hastasıyım böbreklerimde 3 adet kis var 5cm . idrara cıkıyorum. Gecen ay sizin iksir ve tonikten kullandım ürem 130 dan 180 cıktı.Terlemem arttı bana öneriniz nedir.
merhabalar hocam, benim yaklaşık 2 yıldır sol yumurtalığımda ilaç tedavisiyle küçülmeyen 6cm çapında bir kistim var. yakında ameliyat olmam gerek. ne önerirsiniz lütfen acele yazar mısınız.
Merhaba,4 cmlik miyom var bende.Ne tavsiye edersiniz?Sizin hazırladığınız karışımlar miyomada iyi gelirmi?Yoksa sadece kistleri mi eritir?
kis ve miyom için iksir tonik ve kis çayı kullanın.
ameliyat olmadan önce iksir,tonik ve kis çayı kullanmanızı öneriyorum çünki sizin gibi çok hasta geldi gerk kalmadı yalnız bi kaç ay içmeniz gerekir.
0212 621 21 65-66 arayın görüşelim
0212 621 21 66 dan siparişinizi verebilirsiniz.Arkadaşlar yardımcı olur
Ben gökçek iksir kullanmaya başladım fakat ayaklarımda kırmızı lekeler oluştu ve kaşınıyor.
Bu hayra delaletmi yoksa sıkıntımı?
Evet vücudunuz curuflar dan arındığından bu durum normaldır
30 kilo verdim diyetisyen kontrolunde ve ardindan tum vucudumda asırı yumusaklık oldu yogun spor yapmama ragmen.Diyetinizle ilgili yazdıklarınızı okudum ve yazılanlara bakılırsa hicbirsey yemeden yasamak gerekiyor gibi.hala 5 kilo fazlam var ve 1 yildir diete devam etmeme ragmen kilo veremiyorum
bunun yanında 3 seferdir agır antibiyotik tedavisi gordum ancak idraryolları enfeksiyonundan kurtulamıyorum.sık idrara cıkma sag kasıgımda agri var ve artık sosyal yasamımı da etkiliyor.
Siparis vermek istedim ancak bircok urun mevcut diet ve kronik iltihaplanma icin yardımcı olurmusunzu?
saygilar
22 yaşındayım, boyum 1.70 ve tam 83.5 kiloyum:( bu kilonun çok çok çok fazla olduğunun farkındayım. zayıflayamıyorum, doktora gittiğimde bir liste verileceğini ve ona uymam gerektiğini biliyorum, ama ben öyle listeye göre yemek yiyebilecek biri değilim malesef :/ şimdi de yürüyüş yapmaya başladım ama artı olarak yemeği azaltmak ben de pek işe yaramadı. diğer okuyucularınıza tavsiyelerde bulunmuşsunuz, bana da bulunabilir misiniz? teşekkür ederim..
Ben 9 ay önce ültiker oldum. 21 gün kortizon iğnesi aldım. Hala da alerji hapları kullanıyorum. Ellerimde alerjik egzama 5 yıldır var ama ürtikerle birlikte çok arttı. Aldığım ilaçlar etkisini göstermiyor. Avuç içlerim kıpkırmızı ve hep kaşınıyor, yanıyor. Avucumun üstü ise egzamadan kuruyup yarıklar oluşuyor. Hangi ürünlerden ne sıklıkta kullanmamı önerirsiniz?Ayrıca hamile kalmayı düşünüyorum. Bu ürünlerden hamilelikte kullanırsam sakıncası olur mu? Hemen sipariş vermek istiyorum, bilgi verirseniz sevinirim
sn gökçek vücudumun her bölgesinde lipom mevcut ve vücudumda aşırı kaşıntı oluyor bunlar için ne önerirsiniz teşekkürler
sn. Gökçek benim genital bölge etrafında liken planus var kortizonlu kremler kullanmama rağmen sürekli nüks ediyor.Ne kullanmamı tavsiye edersiniz?Ve bu iksir tonik enfeksiyon çayından kaçar tane almam gerekli tam olarak 3-4 ay yazıyosunuz bu tedavide bana toplam hangilerini almam gerektiğini yazabilirmisiniz? +enfeksiyon çayı hangisi oluyo sitenizde bulamadım.İyi çalışmalar teşekkürler.
merhaba sizin gökçek iksir, gökçek tonik, ozon yağı, enfeksiyon çayı ve lipom çayı kullanmanız gerekiyor. enfeksiyon çayı sinirli ot. yaklasık 3 ay civarında kıllanmanınız.
merhaba size gökçek iksir, gökçek tonik, ozon yağı, alerji çayı ve lipom çayı öneriyorum. bunları düzenli olarak kullandığınız sürece rahatsızlığınız geçebilmektedir.
Hamilelik döneminde kullanabilirsiniz. vereceğim ürünler tamamen bitkisel olduğu için hamileliğinize herhangi bir yan etki vermez. Gökçek iksir, Gökçek tonik, ozon yağı, kartizon çayı, enfeksiyon çayı size öneriyorum. sipariş vermek için 0212 6212165 numarayı arayıp siparişinizi verebilirsiniz. Geçmiş osun
Merhaba size Gökçek iksir, Gökçek tonik, zayıflama çayı kullanmanız gerekmektedir. Ayda en az 4-5 kilo verebilirsiniz. tatlı, peynir, sucuk, kola vb. yiyeceklerden kaçınmanız gerekiyor. Vereceğimiz tonik yemeklerden önce bir su bardağı alırsanız iştah keser.
Merhaba safiyre hanım; Merhaba size Gökçek iksir, Gökçek tonik, ozon yağı, idrar yolları enf. çayı, zayıflama çayı kullanınız. 0212 621 21 66 numarayı arayıp detaylı bilgi alabilirsiniz.
Çok teşekkür ederim yanıtınız için. Pazartesi günü urunler kargoya verılıyormus. salı gunu elıme gececek. bu gonderılen urunleri ( ıksır tonık ozon yagı ve kortizon çayı) ne kadar süre kullanmalıyım? Teşekkürler
İbrahim Bey,
2 gündür ilaçları kullanıyorum. (iksir+tonik+yağ)..Şöyle bir durum var. Bende gaz yaptı sanıyorum, durmadan geğiriyorum. Bu durum normal mi? Acaba içtiğim miktarı mı azaltmalıyım? Teşekkürler
sayın gökçek benim alerjim var kronik ürtiker sizin iksir tonik mantar çaylarını aldım ve içinden ozon yagıda çıktı nasıl kullanacagım aç karna mı yoksa tok karna mı? ÅŸimdiden çok teÅŸekkürler…
Kilonuz fazla ise; Gökçek tanik yemeklerden önce sabah-öğlen-akşam bir su bardağı alınız. iksiride yemeklerden sonra 3-4. yemek kaşığı. Eğer zayıf iseniz tonik yemekten sonta iksir yemekten önce almanı gerekiyor.
Ayrıca ozon yağı günde 3-4 bir tatlı kaşığı için. vücudunuzda kaşıntı yara vb. varsa ozon yağını o bölgelere uygulayabilirsiniz. çayı da 2 yemek kaşığı bir litre kaynamış suda demleyin. gün içinde tüketin yalnız şeker katmayın. iyi günler
Bu durum bir anormalik teşkil etmez. Ürünleri düzenli olarak kullandığınız taktirde bu sorun ortadan kalakacaktır.
En az 6-7 hafta kullanmanız gerekiyor. Ürünlere ara vermemeye çalışın. Bitmeye yakın sipariş vermenizde yarar var. Geçmiş olsun….
Sevgili Gökçek Abi,
neleri yememeiz gerektiÄŸini söylemiÅŸsin ama neleri yiyeceÄŸimizden bahsetmemiÅŸsin. sabah kahvaltısı örneÄŸi verir misin? Yiyecek bir ÅŸey kalmadı sanki; reçel, peynir,yumurta,sucuk,salam… ee ben ne yiyecem? İyi çalışmalar
zeytin. yumurta. sebze vb iyi günler
gökcek abicigim merhaba benim yüzümün 2 tarafında ve sırtımın üst ve omuz kısımlarında yag bezeleri var… depakin chrono ilacını kullanıyorum epilepsi hastasıyım acaba bununda bir etksi olabilirmi ? En cok merak ettigim iksirin direk yüzdeki ve sırtımdaki yag bezelerine faydası olur mu ? Cünkü yüz de sag ve sol da 1 er tane sırtımda daha fazla bulunuyorlar ama hep söndüler yaşım 22 ve 1 senedir peynir hic yemiyorum dicek kadar az yyorum cok nadir…
MERHABA; GÖKÇEK İKSİR, TONİK, OZON YAĞI, LİPOM ÇAYI KULLANMANIZ GEREKİYOR.
merhabalar
benim gözlerimde sürekli iltihaplanma var
yüzümde akne roza vardı
phı 10 olan sudan içmeye başladım ve asitleşmeye karşı diyet yapıyorum
yüzüm daha iyi sanki ama gözlerdeki sorun devam ediyor
ne tavsiye edersiniz
bu arada parmak aralarımda mantar var
saygılar
Merhaba murat kemal bey sizin Gökçek iksir, tonik, ozon yağı, akne çayı kullanmanız lazım. iyi günler
iltihaplı eklem romatizması hastasıyım bir yıldır ilaç kullandım bağışıklık sistemim zayıfmış fayda etmedi şimdi enbrel diye bir iğne yapıyorum ama faydasını fazla görmüyorum ayrıca ellerim ve ayaklarımda aşırı şişmeler oluyor kilomda f azla yaş 46 boy 155kilo 85 siz ne tavsiye edersiniz
iyi günler.kayınvalidem zona rahatsızlığına yakalanda daha önce yine olmuştu tekrarladı. ne önerirsiniz bağışıklığı destekleyecek yada bu rahatsızlığa iyi gelecek ne önerirsiniz
merhaba aynur hanım Gökçek iksir, tonik, ozon yağı, romatizma çayı ve enfeksiyon çayı kullanmanız lazım
İyi Günler Efendim.
Kayınvalideniz için tavsiye ettiğimiz ürünler ; Gökçek Tonik, Gökçek İksir, Ozon Yağı, Himalaya Tuzu, Damar Çayı ve Enfeksiyon Çayı.
Geçmiş olsun.
Sizde görüşlerinizi ve sorularınızı belirtin. (Lütfen argo kullanmayın bu şekildeki yorumlar onaylanmamaktadır.)